Grafik Üretim ve Dijital Çoğaltım Teknikleri - Sorularla Öğrenelim

Ünite 1

Soru: Teknolojideki gelişmelerin baskı sistemleri üzerindeki etkileri neler olmuştur?

Cevap: Teknolojideki yükseliş, insan yaşamının her alanında gelişme ve etkiye neden olmuştur. Teknolojik gelişmeler, birçok alanda olduğu gibi baskı sistemlerinde de mekanikten dijitale geçişi tetiklemiştir. Ofset, litografi gibi geleneksel baskı yöntemleri günümüz baskı endüstrisinde hâlâ yerini korurken, son 25 yılda dijital baskının ortaya çıkması baskı dünyası üzerinde büyük bir etki yaratmıştır.


Soru: Matbaacılığın Avrupa’da hızla yaygınlaştırılmasına neden olan tarihte bilinen ilk gelişme nedir?

Cevap: Matbaanın Avrupa’da ilk kez kullanılmasının Gutenberg’den önce olduğunu iddia eden görüşler de vardır. Karabacalı, Gutenberg öncesi basımevleriyle ilgili başka bir görüşleri de dile getirmiştir. Bu görüşe göre Hollanda Haarlem’de, 1430’lu yıllarda, Laurens Coster bir basımevi kurmuş ve Gutenberg, basımcılığı Coster’in çırağından öğrenmiştir. Ancak kesin olan Gutenberg’in bu buluşu geliştirmiş ve yaygınlaştırmış olmasıdır. Gutenberg’den sonra matbaacılık Avrupa’da hızla yayıldı. Matbaacılığın Almanya’da yayılması daha hızlı oldu; 1461’de Bamberg’de, 1470’te önce Köln, Augsburg ve Nuremberg’de ardından Ulm, Zübeck, Leipzig’de basımevleri açıldı. Kitaba kapak geçirme ve buna kitap adı, yazar adı, basımevi adı, baskı tarihi koyma uygulaması da Köln’de başladı.


Soru: 15. yüzyılda Avrupa’da matbaaların kurulması, bilginin her zamankinden daha hızlı yayılmasını sağlamıştır. Matbaanın insanlığın ilerlemesine sunduğu temel katkılar nelerdir?

Cevap: 15. yüzyılda Avrupa’da yaşanan bu büyük yenilik, bilginin her zamankinden daha hızlı yayılmasını sağladı. Matbaa, insanlığın ilerlemesinde büyük katkıların merkezindeydi. Bu katkılardan bazılarını aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:
Küresel bir haber ağı oluştu: Gutenberg, icadının büyük etkisini görecek kadar uzun yaşamadı. En büyük başarısı, İncil’in ilk kez Latince basılmasıydı. İlk kopyanın 200 adet basılması üç yıl sürdü. Bu, el yazmaları çağında mucizevi bir hızdı. Ancak İncil’i Latince okuyabilecek kişi sayısı oldukça azdı ve kitaplar satış noktası bulmakta zorlanıyordu. Diğer Alman matbaacılar ise Venedik’te gemilere broşür dağıtma işine giriştiler. Böylece matbaacılar, denizcilere dört sayfalık haber broşürleri sattı ve gemiler diğer limanlara vardığında bunları oradaki yerel matbaacılarla paylaştı. Böylece yerel halk dünyanın farklı yerlerinden bilgi sahibi olabildi ve haber tüketimi kökten değişti.
Yeni bir Rönesans dönemi yarattı: Rönesans’ın başlaması Gutenberg’in matbaasını icat etmesinden yaklaşık yüzyıl önce başladı. Erken Rönesans’ın başlıca projeleri Platon ve Aristoteles gibi isimlerin kayıp metinlerini bularak yeniden yayımlamaktı. Ancak bu eserleri yayımlamak son derece yavaş ve oldukça pahalı bir süreçti. Hatta 14. yüzyılda bir kitabı elle kopyalamak neredeyse ufak bir servet değerindeydi. Matbaa Rönesans’ı başlatmadı ancak bilginin yeniden keşfedilmesinde ve toplumun her kesimine ulaşarak paylaşılmasında son derece etkiliydi.
Bilimsel devrimler hız kazandı: Bilimsel yöntemin geliştiricilerinden olan İngiliz filozof Francis Bacon, 1620’de dünyayı sonsuza dek değiştiren üç icattan bahseder: Barut, deniz pusulası ve matbaa. Matbaadan önce bilimsel verilerin elle yazılması pahalı ve elde edilmesi zor bir süreçti. Bunun yanı sıra insan hatasına da yatkındı. Bilimsel bulguları daha geniş kitlelere yayabilen matbaa sayesinde bilim, 16. ve 17. yüzyıllarda büyük atılımlar yaşadı. Örneğin, gökbilimci Copernicus, 1500’lerin başında güneş merkezli galaksi modelini sunarken yalnızca kendi gözlemlerinden değil basılı olan astronomik gezegen hareketleri tablolarından da yararlandı. Kitapların yayılma hızının yanı sıra doğru bir şekilde kopyalanabilmeleri etkili oldu. Formüllerin ve matematiksel tabloların basılı bir şekilde var olabilmesi bilim adamlarının mevcut verilere güvenebilmesini sağladı.
Her görüş, ifade olanağı kazandı: Matbaadan önce eleştirel ya da istenmeyen görüşleri sansürlemek çok daha kolaydı. Matbaadan sonra ise bir fikrin tüm kopyalarını yok etmek neredeyse imkânsız hâle geldi. Böylece, bir konu hakkında kendi görüşünü beyan etmek isteyen herkes sesini duyurabiliyordu. Eleştirel akıl yürütme, gelenek ve göreneklerin üzerine çıktı. Bilgi demokratikleşti.
Yeni bir endüstri yaratıldı: Gutenberg’in matbaasından önce kâtiplere büyük bir talep vardı. Kâtipler, hattatlar bir kitabı özenle kopyalar ve zanaatkârlar yetiştirirdi. Ancak matbaa bu iş kolunu geride bıraktı. Diğer yandan artık içinde matbaacılar, kitapçılar ve seyyar sokak satıcılarından oluşan yeni bir endüstri yaratıldı (http-1).
Kısaca matbaa ile birlikte kitap üretmek için gereken zaman azaldı ve kitap basımı çok daha kolay bir hâl aldı. Bu beraberinde daha fazla okuyan bir toplum yarattı. Artık her kesimden insan kitaba ulaşabiliyordu. Her kesimden insan kitaba ulaşabildiği gibi aynı zamanda birçok farklı kültürden, fikirden kitaba da ulaşılabiliyordu. Böylece farklı düşünceler farklı şehirlere, kıtalara ilerledi ve herkes fikrini yayabilme şansına erişti.


Soru: Osmanlı İmparatorluğu’nda ilk Türk matbaasının kuruluşunun niçin geciktiği konusunda çeşitli görüşler vardır. İsmet Binark’ın bu konuya yönelik sunduğu gerekçeler nelerdir?

Cevap: Osmanlı döneminde ilk matbaalar azınlıklar tarafından kurulmuştur. Osmanlı İmparatorluğu’nda ilk Türk matbaasının kuruluşunun niçin geciktiği konusunda ise çeşitli görüşler vardır. İsmet Binark, Batılı yazarların bu gecikmeyi “İslami dini taassupla” açıklamalarına karşı çıkar ve şu gerekçeleri öne sürer:
1. Batıdaki üstünlüklerimizin sona erişi nedeniyle, Batılılaşmaya karşı başlangıçta duyulan sosyopsikolojik direniş.
2. Güçlü esnaf ve lonca geleneğinin bir sonucu olarak bu loncalara bağlı olan “hattat ve müzehhipler”in meslek ve geçimlerini kaybetme korkusuyla gösterdikleri direniş.
3. Osmanlı geleneğinde bir güzel sanatlar dalı olarak görülen “yazma kitap” olgusuna duyulan hayranlık ve bağlılık.


Soru: Osman Ersoy’un matbaanın geç gelişinde rol oynayan başlıca sorunlara yönelik görüşleri nelerdir?

Cevap: Osman Ersoy, matbaanın geç gelişinin en önemli nedeninin kâğıt olduğunu belirterek kâğıt ve diğer etkenleri de aşağıdaki şekilde dile getirir:
1. Matbaanın kâğıt gereksiniminin hemen yarısını dışarıdan getirtiyoruz. Halbuki ne ilk matbaamızın kurulduğu 1729 yıllarında, ne de ondan önceki yüzyıllarda ülke gereksinimini karşılayan bir kağıt fabrikamızın olmadığını biliyoruz. Elle kitap yazma ve çoğaltma tekniği büyük ölçüde kâğıt stokuna gerek gereksinme göstermez. Halbuki matbaada kitap basılmasında bu gereksinme büyüktür. Osmanlı Devleti’nde Avrupa’dan kağıt getirme azınlıkların tekelinde idi. Başka bir deyişle, Devlet ilk matbaayı kurduğu sırada dökme su ile değirmen çevirmek zorunda idi. Nitekim, ilk Türk matbaasında basılan eserlerin kağıtları incelenecek olursa bunların çok değişik kaynaklı Batı kâğıtları
olduğu görülür. Kâğıt sorununun matbaa için önemini gören ve anlayan İbrahim Müteferrika, Yalova’da bir fabrika kurma girişiminde bulunur ve bunun için 1744 yılında Lehistan’dan kâğıtçı ustaları getirir. Kanımızca kâğıt, matbaanın ülkemize geç gelmesine neden olan en önemli sorundur.
2. Matbaanın geç gelişinde etken olan ikinci önemli nedenin teknik görevlilerin olmayışı ve arandığında bulunmayışıdır. Matbaanın geç gelişinde nitelikli teknik görevlilerin de küçümsenemeyecek bir neden olduğunu sanıyorum.
3. Matbaanın resmen ülkemize geç girişi konusunda söylenebilecek bir başka neden de elverişli bir ortamın bulunmamasıdır. Lale Devri bu ortamı yaratan girişimlerin olduğu bir dönemdir. Batıya kapılarını açan bir yönetici kadrosu ve özellikle yenilik yanlısı Damat İbrahim Paşa’nın matbaa konusundaki hizmeti küçümsenemez. İbrahim Müteferrika’yı ve Sait Çelebi’yi arkalayan devlet adamı Mehmet Çelebi kuşkusuz anılmaya değer. Bu arada, matbaa açılması için fetvayı veren Şeyhülislâm Abdullah Efendi ve bunda sakınca görmeyen çağın en ünlü din ve devlet adamlarının anlayışları övmeye değer.


Soru: “Risâletü’l-müsemmâti bi vesiletü’t-tıbaa” adlı muhtırada basımevlerinin sağlayacağı hangi yararlar ele alınmıştır?

Cevap: “Risâletü’l-müsemmâti bi vesiletü’t-tıbaa” adlı muhtırada basımevlerinin katkılarına dair en önemli noktalar (sadeleştirilmiş bir dille) şöyle sıralanmıştır:
1. El yazmaları azdır, savaşlarda olaylarda kaybolmaktadır, bunu önler.
2. Yazmacılıkta kalite düşmüş, hatalar artmıştır. Bu, yozlaşmayı önler.
3. Basma kitap ucuza mal olduğu için daha çok insan tarafından alınabilir.
4. Böylece kitapların sayısı da artabilecektir.
5. Yanlışlarla dolu ve çirkin harflerle basma yapan Avrupalıların İslam eserlerini daha iyi basmalarından önce basımevi bunu İslam dünyasında gerçekleştirebilir.


Soru: İlk Osmanlı matbaası tarihte ne tür görüş ve izlenimlerle yer alır?

Cevap: İlk Osmanlı matbaası, her zaman kaotik ya da düzenli bir şekilde bir araya getirilen modern kişiliğinin parçalarının mozaiğinde geç gelmesi ve kötü başlangıcı kompleksiyle yer alır. Matbaanın Osmanlı’ya geç gelişi ve zor başlangıcı kısmen de olsa hattatlara da bağlıydı. Matbaanın birçok muasırları bu konuda onları sorumlu tutar. Ancak Osmanlı devlet adamlarının uyguladığı diplomatik yaklaşımı sayesinde iki muhalif görünen tarafın çıkarları korunmuş ve bir yandan matbaa faaliyete girer öte yandan hattatlar da el yazmalarını icra ederek geçimini 19. yüzyılın sonuna kadar korur. Matbaa hat sanatını birden bire yok etmezken geleneksel yazı kültürüne paralel olarak yeni baskı kültürü gelişmeye başlar. Osmanlı toplumu giderek matbaanın avantajlarını tanımaya başlar. Çünkü matbu kitaplarda olan fikirler okura daha çabuk ve aynı anda birçok okura ulaşır. Basılı kitapların sayesinde bilgi aktüellik kazanır, habere dönüşür. Bu şekilde kitap kamuoyu üzerinde etkili olur.


Soru: Tanzimat’tan Cumhuriyet’e kadar olan dönemde matbaacılığın gelişim süreci ve yarattığı etkiler nelerdir?

Cevap: Tanzimat’tan Cumhuriyet’e kadar olan dönemde ise matbaalar yaygınlaşmış, gazete ve dergi sayılarında artış yaşanmıştır. Bu dönemlerde niteliksel değil niceliksel gelişme sağlanmıştır. Örneğin, İbrahim Müteferrika’nın bastığı bir kitapla, dönemin sonunda Ahmed İhsan Matbaası’nın bastığı bir kitap yan yana konulduğunda, ikincisinin matbaacılıktaki çok belirgin bir aşamanın ürünü olduğu söylenemez. Elbette birtakım ilerlemeler sağlanmıştır. En önemlisi, matbaa sayısı ve buna bağlı olarak gazete, dergi, kitap, “basılı kağıt” artmış; günlük yaşamın bir parçası hâline gelmiştir.


Soru: Cumhuriyet döneminde matbaacılık ve basım ile ilgili gelişmeler nelerdir?

Cevap: Cumhuriyetin ilanıyla birlikte Kurtuluş Savaşı’ndan yeni çıkmış bir ülkenin basım alanında önemli bir aşama gösterememesi doğal bir sonuç olmuştur. Dövizin kıt oluşu Avrupa’dan yeni makineler getirilmesini engelliyor; eldeki basım araçlarıyla yetinme zorunluluğu doğuyordu. Eğitime büyük önem veren yeni yönetimle birlikte okuma yazma oranının artması, yeni kuşaklara ve halka Cumhuriyet devriminin ve ilkelerinin öğretilmesi amaçlanıyordu; bu da okul kitaplarının tekrar basılmasını gerektiriyordu. Maarif Vekâleti (Eğitim Bakanlığı), gerekli eserlerin basılmasını sağlamak için “Telif ve Tercüme Heyeti”ni kurdu. Büyük hacimli kitaplar arasında Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nin 7. ve 8. Ciltleri gibi eserler vardı. Özellikle, başta Hüseyin Rahmi ve Reşat Nuri olmak üzere, yerli yazarların kitapları ilgi görüyordu. Bu süreç içerisinde Arap harflerinin okuma ve yazılmasındaki, dizilmesindeki güçlükler Cumhuriyet’in ilanından sonra yeniden gündeme geldi. Mustafa Kemal de Latin harflerinin kabul edilmesi gerektiği kanısına ulaşmıştı. Mayıs 1928’de yeni harfler belirlendi ve 26 Haziran’da da harflerin kesin biçimleri şekillendi. Bir yandan da Devlet Matbaası’nda yeni harfler döktürülüyor ve çok sayıda yeni alfabe bastırılıyordu.
Hazırlanan 11 maddelik yasa tasarısı kabul edilerek 3 Kasım 1928’de yürürlüğe girdi. Yasaya göre gazete, dergi ve kitaplar artık eski harflerle yayımlanmayacaktı ve okullarda eski harflerle basılmış ders kitapları okutulmayacaktı. Yazı devrimiyle birlikte alfabe kolaylığı getirilmiş ve nüfusun okur yazar oranının artması sağlanmak istenmişti. Yeni harflere uyum hemen sağlanamadığından dolayı gazete tirajlarında düşüş yaşandı ve kapanmak zorunda kalanlar oldu. Matbaalar da dizgi harfi sağlama ve yeni harfi iyi bilen eleman yetiştirme sorunuyla karşılaştı. Ancak yeni harfler giderek yaygınlaşmış ve okuma yazma oranı da giderek artmaya başlamıştı.


Soru: 1980’lerin ikinci yarısında öteki gazetelerin de benimseyeceği bilgisayar sisteminin temel hedefleri nelerdi?

Cevap: 1970’lerde tipodan ofsete geçişle birlikte basında teknolojik değişim başlamıştı. 1980’lerde ikinci bir aşamaya geçildi. Bunun öncüsü de “Yeni Asır” gazetesi oldu. Yeni Asır artık bilgisayar sistemine geçmişti. 1980’lerin ikinci yarısında öteki gazetelerin de benimseyeceği bilgisayar sisteminin temel hedefleri şunlardı:
1. Dizgi, düzeltme, pikaj, kamera ve montaj işlemlerinin yok edilmesi,
2. Kalitenin yükseltilmesi, gazete grafiğinin disiplin altına alınması,
3. Hazırlık zaman limitlerinin geriye itilmesi,
4. Esnekliğin artırılması.


Soru: Geleneksel baskı teknikleri denilince akla gelen dört adet uygulama vardır. Bunlar nelerdir?

Cevap: Görsel sanatlar alanında üretilen eserlerin farklı yüzeylere uygulanabilmesi için pek çok teknik geliştirilmiştir. Geleneksel baskı teknikleri denilince akla gelen dört adet uygulama vardır. Bunlar: yüksek baskı, çukur baskı, düz baskı ve şablon baskı yöntemleridir.


Soru: Yüksek baskı nedir ve ilk yüksek baskı örnekleri nelerdir?

Cevap: Yüksek baskı, en basit ve en eski baskı resim biçimlerinden biridir. Tarih öncesi mağaralarda bulunan kırmızı toprak el baskıları ilk yüksek baskı örnekleridir. Yüksek baskı, bir biçimin ayrıntılarını göstermek için istenmeyen yerlerin oyulmasıdır. Yüksek baskı tekniği ister sanayide kullanılan şekli ile olsun ister ise baskı resim sanatçılarının kullandığı linol, ağaç baskı çalışmalarında olsun boya alacak kısımların yukarıda kalması yani çalışılacak konunun yüksek olması, boya almayacak kısımların alçak olması şekli ile yapılan baskı türüdür.


Soru: Yüksek baskı tekniği nasıl gerçekleştirilir?

Cevap: Yüksek baskı tekniği rölyef baskı özelliğinde olup kalıbın yüksekte kalan bölümlerine boya verilir ve bu boya başka bir yüzeye aktarılır. Bu işlemle birlikte beyaz kalmasını istediğimiz yerler kesilir veya oyularak çıkarılır. Yüksek bırakılan yerlere merdane veya fırça ile boya verildikten sonra kaşık, baren veya presle baskı yapılır. Yüksek baskıdaki resim, yüzeye ters çıkan bir görüntüdür. Bu nedenle görüntüyü kalıba aktarırken ters aktarmak gerekir ya da ayna kullanarak aktarmak mümkündür. Yüksek baskıda tahtanın özelliği ağaç damarlarının dikey veya yatay olacak şekilde kesilmesidir. Günümüzde en çok tercih edilen ve kolay işleneni, ağacın damarlarının dikey şekilde kesilmiş olanıdır. Yüksek baskı en eski teknik olup günümüzde hâlâ en çok kullanılan tekniktir. Yüksek baskı olarak ağaç ile linol baskının yanı sıra ilkokullarda yapılan patates baskı da bir tür baskıdır. Hatta günlük yaşamda kullandığımız mühürler de yüksek baskı sınıfına girer.


Soru: Yüksek baskı tekniğini daha çok kimler hangi amaçla kullanmaktadır?

Cevap: Yüksek baskı, ağaç, linolyum, poliüretan gibisert ve oymaya uygun malzemelerin oyulup kalıp olarak kullanılmasıyla hazırlanır. Bu tekniği daha çok baskı resim sanatçıları özgün eserler üretmek için kullanırlar.


Soru: Yüksek baskı tekniğinin sanayide kullanılan yöntemine ne ad verilir ve bu teknik sanayide hangi amaçlarla kullanılmaktadır?

Cevap: Yüksek baskı tekniğinin sanayide kullanılan yöntemine tipo baskı denilmektedir. Sanayide kullanılan yüksek baskı tekniğinde kalıp malzemesi olarak daha çok çinko kullanılmakta ve davetiye, kartvizit, ambalaj ürünleri gibi sert malzemelerin basımında kullanılmaktadır.


Soru: Yüksek baskı tekniğinin öncüsü kimdir ve bu teknikle ne tür bir çalışma yapmıştır?

Cevap: Yüksek baskı tekniğinin öncüsü matbaayı keşfeden Johannes Gutenberg kabul edilmektedir. Gutenberg, ağaçtan yapmış olduğu harfleri yan yana getirerek harflerin yüksek kısımlarına tamponla boya vermek suretiyle kitap baskısı yapmıştır.


Soru: Yüksek baskı tekniğinde en çok kullanılan teknik nedir?

Cevap: Yüksek baskı tekniğinde en çok kullanılan teknik ağaç baskıdır. Genellikle oymaya elverişli kavak ve ıhlamur ağacı kullanılır. Ihlamur ağacı yumuşak olduğu için kolaylıkla oyulabilir. Dayanıklı, iyi boya tutan bir ağaç cinsi olduğu için kalıp hazırlamaya çok uygundur.


Soru: Her ne kadar kalıp hazırlama tekniği benzerlik gösterse de birçok yüksek baskı çeşidi bulunmaktadır. Temel yüksek baskı çeşitleri nelerdir, bu teknikler nasıl geliştirilmiştir ve uygulanmaktadır?

Cevap: Her ne kadar kalıp hazırlama tekniği benzerlik gösterse de birçok yüksek baskı çeşidi bulunmaktadır. Yüksek baskı çeşitlerinden bazıları aşağıda kısaca açıklanmıştır:
Ağaç baskı: Bir desen düz bir tahta üzerine çizildikten sonra basılacak yüzeyler yüksek bırakılır, diğer yüzeyler oyma aletleri ile oyularak çıkarılır. Oyma işleminden sonra kalan yüksek yüzeylere boya veya mürekkep verilerek kağıt ve kumaş türü düz zeminlere basılma işlemine ağaç baskı denir. Ağaç baskı en çok kullanılan baskı yöntemidir. Yazı ve kağıdın bulunması sonrasında gelişen matbaanın ilk örnekleri ağaç baskıdan yararlanmıştır. Eserleri daha hızlı çoğaltmak için bazı yollar denenmeye başlanmıştır. Bunlardan biri klişe baskıdır (mühür baskı). Oyulmuş kalıpların bir bütün olarak basılması şeklinde uygulanmaktadır. Diğer yöntem ise ağaç oymacılığı yönteminin geliştirilmesi olmuştur. Bu yöntemde ağaçtan elde edilen kalıbın içindeki damarların yönünde oyma işleminden sonra kalıp hazırlanır ve üzerine mürekkep sürülerek baskısı alınır. Boya almayan, yani oyulan alana negatif alan, boya alan, yani oyulmamış alana pozitif alan adı verilir. Pozitif alan siyah, negatif alan ise beyaz olarak da nitelendirilmektedir. Ağaç baskı kalıplarda yumuşak dokulu, orta yumuşak dokulu ve sert yumuşak dokulu ağaçlar bulunmaktadır.
Linol baskı: Bu baskı çeşidi, linolyum adı verilen ve 1860 yılında İngiltere’de lastik üreticisi Fredrick Walton tarafından daha ucuz bir malzeme arayışı sırasında icat edilmiş bir yer muşambasıdır. 20. yüzyıldan sonra sanatsal bir malzeme olarak Erich Heckel ve Gabriele Munter tarafından kullanılmaya başlandığı kabul edilmektedir. Ağaç baskıdan farklı olarak baskı işlemi sonrasında yüzeyde çok az doku bırakarak ya da hiç doku bırakmadan düz bir etki oluşturmaktadır. Rahatça oyulabildiği için tasarımcılar tarafından tercih edilmektedir. Linol baskı; yüksek baskıya yeni başlayanlara ve öğrencilere hem ucuz bir malzeme olduğu hem de kolay oyulabildiği için önerilmektedir.
Tipo baskı: 1440 yılında Alman asıllı Johannes Gutenberg tarafından geliştirilmiştir. Hazırladığı metal harfleri yan yana getirerek dizgisini oluşturmakta ve basmaktadır. İlk bastığı kitap Latince kutsal kitap olup, bu kitabı 1455 yılında basmıştır. Bu kitap Gutenberg kutsal kitabı ya da Mazarin kutsal kitabı olarak da bilinmektedir. Gutenberg’in icadını takip eden yıllarda, kuzeyin önemli Rönesans ressamı Albrecht Dürer tarafından 1460 yılında ‘Böhmenli Çiftçi’ adında ilk resimli kitap basılmıştır. Bu kitapta da tipo grafik baskı tekniği ile ağaç baskı tekniği bir arada kullanılmıştır. Tipo baskıda yağ bazlı mürekkep kullanılmaktadır. Bu mürekkepler pigment, vernik, yağ, katkı maddeleri karışımlarından oluşmaktadır. Tipo baskıyı diğer baskı türlerinden ayıran en temel özellik, baskıda varak yaldız ve gofre işlemlerinin daha rahat uygulanabiliyor olmasıdır.


Soru: Tipo baskıyı diğer baskı türlerinden ayıran en temel özellik nedir?

Cevap: Tipo baskıyı diğer baskı türlerinden ayıran en temel özellik, baskıda varak yaldız ve gofre işlemlerinin daha rahat uygulanabiliyor olmasıdır.


Soru: Çukur baskı ilk kez hangi amaçla kullanılmıştır?

Cevap: Intaglio veya kazı resim olarak da bilinen çukur baskı, ilk olarak mülkiyet belirtmek amacıyla mühür yapımında ya da nesneleri işaretlemek için kullanılmıştır. Silah, mücevher ve değerli eşyaları kaybetmemek için eşyalar üzerine kazıma yöntemi ile işaretler yapılmıştır. Demirciler, tasarımlarını kaybetmemek amacıyla kendilerine portföy hazırlamışlardır. Kâğıdın M.S. 105 yılında Çin’de Tsei Lun tarafından bulunmasıyla kâğıt baskı kullanılmaya başlanmıştır.


Soru: Çukur baskı nedir ve nasıl uygulanır?

Cevap: Çukur baskı, bir çeşit gravür baskı tekniğidir. Gravür, en kısa tanımı ile çinko, bakır, tahta gibi yumuşak malzeme üzerine çizilen resmin kağıda aktarılmasıdır. Bu aktarım, baskı yöntemi ile yapılır. Sonuç bakımından diğer resim tekniklerinden tamamen farklıdır. Diğer tekniklerle resim, bir sefere özgü olarak yapılır. Resmin aynısını tekrar yapmak hemen hemen imkansızdır. Gravür, istenilen sayıda çoğaltılabilir. Çukur baskı kısaca şu şekilde yapılır: Basılacak resim levha üzerine çukurlaştırılarak çizilir. Konu levhanın üstüne ya elle oyularak ya da aside yedirilerek çukurlaştırılarak oluşturulur (bu yöntem yüksek baskının tam tersidir). Daha sonra levha mürekkeple sıvanır ve asitle dolu kaba konulur. Çukurlar oluşturulduktan sonra mürekkep temizlenir. Böylece sadece çukur kısımlarda mürekkep kalır. Levhanın üstüne kağıt basılarak görüntünün kağıda aktarılması sağlanır.


Soru: Çukur baskıda kullanılan kazıma teknikleri ve bu tekniklerin özellikleri nelerdir?

Cevap: Çukur baskıda iki tür kazıma tekniği kullanılır: Bunlar; asitsiz teknikler ve asitli tekniklerdir. Asitsiz tekniklerde herhangi bir kimyasal işleme başvurulmaz. Yüzey üzerine basılacak olan eser, elle kazınarak oluşturulan çukurluklar aracılığı ile oluşturulur. Kullanılan aletin niteliğine göre asitsiz teknikler şunlardır: soğuk kazı (drypoint)-kuru kazıma, iğne kazı (pointe-seche) tekniği, çelik kalem (burin) tekniği, siyah tarz (mezzotint) tekniği ve elektrikli motor oyma tekniği. Asitli tekniklerde ise desen, iki yüzeyinde zift gibi bir vernikle kaplanmasından sonra sivri uçlu bir alet ile oluşturulur. Bu süreçte önemli olan çizilen bölgelerdeki verniğin kazınmasıdır. Kalıp asit dolu tekneye yatırılarak bekletilmektedir. Üzerinde vernik olmayan alanlar çukurlaşarak kalıp hazırlanır. Kullanılan verniklere veya uygulanan işleme göre çeşitli uygulama yöntemleri bulunmaktadır.


Soru: Cam baskı olarak da nitelendirilen çukur baskı türü nedir ve ilk kez hangi amaçla kullanılmıştır?

Cevap: Çukur baskı türlerinden biri vitreografi baskıdır. Cam baskı olarak da nitelendirilen bu teknik ilk kez 1790 yılında İskoçya ve İngiltere’de para basmak amacıyla kullanılmıştır. Cam baskı 1972 yılında Harvey K. Littleton tarafından sanat formu olarak yeniden gündeme gelmiştir. Littleton, 1974 yılında ilk baskıyı yaparak vitreografinin temelini atmıştır. 1981’e kadar cam baskı tekniğini geliştirmeye devam etmiş olan Littleton, kendi atölyesini kurmuştur. Bu atölyede bir baskı teknisyeni ile birlikte çalışarak ve atölyesine baskı sanatçılarını davet ederek çalışmalar yapmıştır. Burada 60 civarı sanatçının bireysel katılımı ile birlikte 250 civarında vitreografi baskı üretmişlerdir.


Soru: Planografi olarak da bilinen tekniğin adı nedir ve bu teknik nasıl uygulanmaktadır?

Cevap: Planografi olarak da bilinen düz baskı tekniğinde, baskı yapılacak yüzeyde herhangi bir yükseklik (rölyef baskı tekniği gibi) ya da çukur (gravür baskı tekniği gibi) oluşturmaya gerek kalmadan, sadece düz yüzeylere baskı yapılır. Bir diğer ifade ile düz baskı yöntemi, yüzeyin fiziksel özelliklerini değiştirmez. Düz baskıda sanatçı, doğrudan pürüzsüz yüzeye sahip bir taş veya metal plaka üzerine boyadığı ve ardından yazdırılabilir bir görüntü oluşturmak için yağ ve suyun karşılıklı olarak birbirini itmesinden yararlanır.


Soru: Düz baskı türleri ve özellikleri nelerdir?

Cevap: Düz baskı; mono baskı, taş baskı ve foto-taşbaskı türlerinden oluşur.
Mono baskı (Tek baskı): Düz baskı türleri içinde en çok rağbet gören tekniktir. Mono baskı, birden çok orijinalin olduğu çoğu baskı türünün aksine yalnızca bir kez yapılabilen görüntülere veya çizgilere sahip bir tekniktir. Birçok monobaskı tekniği vardır. Tek baskı yapmak için kullanılabilecek standart baskı tekniklerinin örnekleri arasında taş baskı ve ağaç baskı yer alır.
Taş baskı (Litografi): Litografi eski Yunanca’daki lithos (taş) ve graphein (yazmak) kelimelerinden türetilmiştir. Taş baskı, 1796’da Bavyera Krallığı’nda
Alois Senefelder tarafından icat edilmiştir. Bu baskı da yağ ve suyun karışmazlığı ilkesine dayanır. Taş baskı yöntemi için icadını takip eden ilk zamanlarda düz bir kireç taşı parçası kullanılıyordu. Yağ bazlı görüntü yüzeye yerleştirildikten sonra su içerisinde arap zamkı çözeltisi uygulanırdı. Bu maddenin özelliği, sadece yağlı olmayan yüzeylere yapışmasıdır. Baskı sırasında bu maddeye yapışan su, yağlı kısımlar tarafından itilirken kullanılan yağlı mürekkep yüzeye çekilir ve istenilen baskı yüzeyde oluşturulurdu (http-2). Litografi kavramı, endüstriyel olarak üretilen ticari ürünlerden ziyade güzel sanatlar alanında yaratılan eserler için kullanılır.
Foto-taşbaskı: Foto-litografi, metal plakalar üzerinde fotoğrafik işlemlerle bir görüntüyü sabitleme yöntemidir. Foto-taş baskı, aşağı yukarı taş litografi ile aynı şekilde gerçekleştirilir.


Soru: Serigrafi (şablon) baskı nasıl uygulanmaktadır?

Cevap: Serigrafi olarak da adlandırılan şablon baskı için bir çerçeve üzerine gerilmiş bir ağ parçasından bir elek yapılır. Bu eleğin etkili olabilmesi için, üzerindeki ağın yeterince gerilmiş olması gerekir. Mürekkep bir silecek (çekçek) yardımıyla eleğin altındaki yüzeye itilir. Tasarıma göre, ağın gözeneklerinin inceliği ve açıklığı değişebilir. Geleneksel olarak bu süreçte ipek kullanıldığı için, bu tekniğin adı Türkçede ipek baskı (İngilizcede silkscreen printing) olarak anılmaktadır. Günümüzde ipeğin yanı sıra sentetik iplikler de yaygın olarak kullanılmaktadır. Şablon baskı; kâğıt, kumaş, kanvas, kauçuk, cam ve metale gibi çeşitli malzemeler üzerine uyarlanmaktadır.


Soru: Endüstriyel baskı teknolojileri 5 ana başlık altında incelenmektedir. Bu başlıklar nelerdir?

Cevap: Endüstriyel baskı teknolojileri 5 ana başlık altında incelenmektedir:
1. Yüksek baskı: Tipografik baskı, flekso baskı
2. Düz baskı: Ofset baskı
3. Çukur baskı: Tifdruk baskı, tampon (pad) baskı
4. Şablon baskı: Serigrafi baskı
5. Dijital baskı: Computer to press (direkt baskı)


Soru: Ofset baskının diğer baskı türlerine göre taşıdığı avantajlar ve dezavantajlar nelerdir?

Cevap: Ofset baskı diğer baskı türlerine göre bazı avantajlar taşır:
• Ofset baskı keskin ve temiz görüntüler üretir ve tipo baskıya göre daha kolay yazı yazar. Bunun nedeni, kauçuk örtünün baskı yüzeyinin dokusuna uymasıdır.
• Baskı kalıpları hızlı ve kolay üretilir.
• Plaka ile baskı yüzeyi arasında doğrudan temas olmadığı için baskı plakasının ömrü uzun ömürlüdür. Plakalar, bir milyon baskıdan daha uzun baskılar yapabilir.
• Ofset baskı, ticari baskıda yüksek kaliteli baskı üretmenin en ucuz yöntemidir.
Ofset baskının diğer baskı yöntemlerine göre dezavanjları ise şunlardır:
• Rotogravür veya fotogravür baskıya kıyasla daha düşük görüntü kalitesi elde edilir.
• Plaka üretimi ve baskı makinesinin kurulumu zaman ve maliyet gerektirir. Bunun yerine küçük boyutlu işler için dijital ofset makineler kullanılabilir (http-3).


Soru: Tipografik baskının avantajları ve dezavantajları nelerdir?

Cevap: Tipo baskının bazı avantajları şöyledir:
• İşlem yapmak oldukça basittir ve maliyetli olan ilk yatırımdan sonra daha fazla harcama yapmaya gerek yoktur.
• Baskıları kişiselleştirmek ve diğer baskı yöntemlerine göre daha belirgin rölyef elde etmek mümkündür.
• Tipo baskı, farklı kağıt türleri ile kullanılabilir.
Bunların yanı sıra tipo baskının yavaş işlemesi, renk kullanımında sorunlar yaratabilmesi ve görüntüleri yazdırmasındaki zorlukları ise dezavantajlar arasındadır (http-4).


Soru: Flekso baskıdaki en büyük ilerlemeler hangi alanda ve nasıl olmuştur?

Cevap: Flekso baskıdaki en büyük ilerlemeler plaka malzemesi ve plaka oluşturmadaki yöntemlerin iyileştirilmesi alanında olmuştur. Dijital plaka sistemleri de sektörde ilerleme kaydetmiştir. DuPont, Kodak, XSYS ve Esko gibi şirketler bu teknolojideki gelişmelere öncülük etmiştir.


Soru: Tifdruk baskı nedir ve özellikleri nelerdir?

Cevap: Tifdruk baskı, kaliteli baskıya imkan veren bir seri baskı tekniğidir. Tifdruk baskının başlıca özelliği net, yumuşak ve kopyaları birbirinden ayrımsız baskı vermesidir. Bunun nedeni ise gerek tipo baskıda gerekse ofset baskıda mürekkebin merdanelere oradan da baskı kalıplarına akımı musluklar aracılığıyla vermesi ve genelde elle ayarlanmasıdır. Bu bakımdan ne kadar dikkat edilirse edilsin boya akımında dengesizlikler olabilmektedir. Tifdruk baskı sisteminde kalıp boya haznesinin içinde döndüğünden göz kararı ayarlama söz konusu değildir. Kalıp her seferinde eşit miktarda mürekkep almaktadır. Bu nedenle de baskılar net ve birbirine denk olur. Tifdruk baskının en önemli özelliklerinden biri de kalıplarının çok yüksek tirajlara dayanıklı olmasıdır. Bu özelliğinden dolayı yüksek tirajlı işlerde hem kaliteli sonuç vermekte hem de baskı maliyeti diğer baskı sistemlerine oranla düşük olmaktadır. Ambalajlar aynı kalıpla yıllarca tekrar tekrar basılabilmektedir.


Soru: Tifdruk baskının kullanım alanları nelerdir?

Cevap: Baskı kalitesinin çok yüksek olması ve baskılar arasında fark bulunmaması nedeniyle kağıt paraların basımında da tifdruk baskı tekniği kullanılmaktadır. Yüksek baskı kalitesi, hızlı olması, kağıt haricinde plastik türevli materyallere baskı yapabilmesi nedeniyle ambalaj sanayiinde tifdruk baskının kullanımı yoğundur. Tifdruk baskıda farklı derinliklerdeki hücrelerde değişen miktarlarda mürekkep yer alabildiğinden ton değerleri zengin bir şekilde ortaya çıkar. Bu sebeple fotoğrafların ve yüksek ton aralıkları içeren kopyaların büyük miktarlarda çoğaltılabilmesi için uygundur. Tifdruk baskı bu özelliğinden dolayı gazete eklerinde, kataloglarda, resimli dergi ve kitaplarda, reklam ve takvimlerde kullanılır. Baskı hızının yüksek olması sebebiyle de siyah beyaz veya renkli resimler içeren yüksek miktarda kopyalar için kaliteli sonuçlar verir.


Soru: Tampon baskının kullanıldığı ürünler neler olabilir?

Cevap: Tampon baskının kullanıldığı ürünlerden bazılarını şöyle sıralayabiliriz: Tıbbi cihazlar (şırıngalar, cerrahi aletler vb.), şeker, kozmetik ambalajlar (krem kutuları, parfüm şişeleri vb.), golf topu logoları, oyuncaklardaki grafikler, promosyon hediye ve eşantiyonlar, teknolojik aletler (mouse, kulaklık vb.). Bu ürünler net ve düzgün bir yüzeye sahip olmadığından dolayı tampon baskı için uygundur.


Soru: Serigrafinin kullanım alanları nelerdir?

Cevap: Serigrafi başlıca tekstil, seramik, ahşap, kağıt, cam, metal ve plastik gibi çeşitli malzemelerde kullanılabilir. Bu sebeple serigrafi, birçok farklı endüstride kullanılan bir yöntemdir. Serigrafinin kulanım alanlarından bazıları: Giyim, tıbbi cihazlar, tekstil fabrikaları, elektronikler, çıkartmalar, balonlar, güneş panelleri.


Soru: Özellikle son yıllarda yeni geliştirilen baskı teknikleri nelerdir?

Cevap: Son yıllarda teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte projeler için birçok seçenek ortaya çıktı. Hem küçük hem de büyük işletmeler bu rekabetçi sektörde makine ve yazılım endüstrisinde güncellemeler gerçekleştirdi. Yeni geliştirilen baskı teknolojileri de insanların ilgisini çekti. Bunlardan birkaçı aşağıdaki şekildedir:
Dijital Mürekkep Püskürtmeli Baskı: Ofset baskı, baskı endüstrisinde uzun yıllardır kullanılmaktadır, ancak son yıllarda baskı süresinin uzun maliyetinin de yüksek olması nedeniyle kullanım alanlarında düşüş yaşadı. Günümüzde ise daha verimli ve hızlı olan mürekkep püskürtmeli yazıcılar birçok ofset yazıcının yerini aldı. Örneğin yüksek hızlı bir mürekkep püskürtmeli yazıcı, dakikada yaklaşık 4.500 kelime yazdırabilmektedir.
3D Baskı: Burada baskı işlemi kullanıcıların bilgisayar destekli tasarım veya 3D tarama teknolojileri kullanarak dijital bir dosyadan üç boyutlu öğeler oluşturmasıyla gerçekleştirilir. Yazıcılar tarafından uygulanan polimer malzemenin katmanlaşarak bir nesne oluşturması nihai ürünü verir. 3D baskı herhangi bir araç gerektirmez ve kaynak açısından verimlidir. Bu sebeple kendi ürünlerini yapan kullanıcılar hem az maliyet ile tasarruf sağlar. 3D yazıcılar günümüzde insanlar tarafından oldukça ilgi gören bir baskı tekniği. Piyasada da 3D baskı trendleri giderek artmaktadır. 3D yazıcılar ilk çıktıkları zaman oldukça maliyetli yazıcılar olsa da artık daha düşük maliyetli 3D yazıcı bulmak da mümkün.
Hibrit Baskı Teknolojisi: Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin eski sistemleri bırakıp tamamen dijital teknolojilere geçmeden de baskı endüstrisi devam etmektedir. Dijital ve ofset süreçlerini birleştirebilmek de mümkün. Örneğin flekso baskının verimliliği ve özellikleri dijital baskının yaratıcılığı ile birleşebilir. Hibrit teknolojisi sayesinde çok sayıda proje üretilebilir. Hibrit teknoloji, önceden programlanmış yazdırma ayarları gibi gelişmiş özelleştirme seçeneklerine sahiptir. Bunun yanı sıra otomatik etiketleme, kesme, kaplama, paketleme, birleştirilmiş üretim ve yüksek verimlilik gibi avantajlar sunar. Yeni baskı teknolojileri matbaacılar için çok büyük fırsatlar sunuyor. Matbaada ortaya çıkan son yeniliklerle birlikte yazılımlar daha akıllı hâle geliyor ve bu sebeple de pazar payı büyüyerek daha erişilebilir olacak. Yapay zekâ ile birlikte de hem grafik tasarımcıların hem de operatörlerin sorunları daha kısa sürede çözülebilecek ve iş kolaylığı sağlayacaktır (http-6).


Soru: Dijital baskı nedir?

Cevap: Dijital baskı, geleneksel baskı yöntemlerinden farklı olarak dijital görüntüleri doğrudan kâğıt, kanvas, kumaş ve kart stoğu gibi çeşitli ortam türlerine aktarma işlemidir. Farklı bir ifadeyle bir baskı kalıbı olmaksızın dijital malzemenin fiziksel bir yüzeyde doğrudan üretimidir. Geleneksel baskı, tekrarlanabilir baskılar yapmak için fiziksel olarak bir ustaya ihtiyaç duyulan mekanik bir işlemdir. Ticari ve hatta geleneksel güzel sanatlar baskı makineleri, görüntüyü bir taşıyıcıdan, plakadan alıcı kâğıda aktarmak için basınç veya darbe kullanır. Benzer şekilde, eski tarz fotoğrafçılıkta negatif, ışığın baskıyı ortaya çıkarmak için içinden geçtiği malzemedir. Ancak dijital baskı farklıdır ve dijital baskıda baskı veya darbe yoktur.


Soru: Dijital baskının geleneksel baskı türlerine göre öne çıkan faydalı özellikleri nelerdir?

Cevap: Dijital baskı, film yapmak, renk provaları yapmak, parçaları manuel olarak bir araya getirmek ve plaka yapmak dahil olmak üzere geleneksel baskı sürecindeki sayısız mekanik adımı ortadan kaldırır. Sayfaları sıraya koymak için basılı “imzaları” kesmek ve katlamak yerine, yazılım bunları belleğe sıralar ve doğru sırayla yazdırır. Geleneksel, seri üretim baskı yöntemlerinin aksine, dijital baskı baskı plakası yapmaya gerek olmadığı için sadece düşük hacimli baskılı ürünlere ihtiyaç duyan müşteriler için ideal ve uygun maliyetli bir seçenektir. Dijital baskı, esnek bir baskı olması yönüyle her bir baskıda değişiklik yapma olanağına sahiptir, dolayısıyla her bir baskıda farklı şekillerde basabilme seçeneği sunar. Dijital baskı bu özelliğinden dolayı kısa süreli yayınlar, kişiselleştirilmiş içerik ve veri baskısı (VDP) için uygun bir yoldur.
Dijital baskı nispeten ucuz olmasının yanı sıra, dijital baskının genellikle kısa bir geri dönüş süresi vardır, bu da basılacak materyale en kısa sürede ihtiyaç duyan kişiler, müşteriler için avantajlıdır. Dijital baskının bir diğer katkısı da sanatsal üretim süreçlerine olmuştur. “Özellikle grafik sanatlarda hem tasarım sürecinde hem de tasarımın ürüne dönüştüğü baskı aşamasında yoğun bir şekilde kullanılan dijital teknolojiler görsel sanatlar alanını zenginleştirmektedir. Baskının bilgisayar destekli ortamda, her türlü materyal üzerine hızlı ve kaliteli bir şekilde yapılmasına olanak sağlayan dijital baskı sistemleri; sunduğu avantajlarla yeni bir ekosistem yaratmıştır.


Soru: Dijital baskının müşterilere sunduğu avantajlar nelerdir?

Cevap: Dijital baskının büyümesi, müşterilere sunduğu iddia edilen birçok fayda ile ilişkilendirilebilir:
• Yeşil/Çevre Dostu: Dijital baskı yöntemi, herhangi bir şirketin çevre dostu/yeşil kimliğine katkı sağlar. Yeşil/çevre dostu baskıda geleneksel baskıdan farklı olarak, dijital
belge dosyası ile son baskı süreci arasında herhangi bir ön aşama yoktur. Bu nedenle film plakalarına veya fotoğraf kimyasallarına gerek yoktur. Çünkü bunlar yerine su bazlı mürekkepler kullanıldığında ve toz veya kaplama uygulanmadığında daha az atık olacaktır ve dijital baskı işlemi çok daha çevre dostu olabilir. Tamamen yeşil/çevre dostu kimliğine dönmek bazen maliyet açısından engelleyicidir, ancak çevreye kesinlikle gerekenden daha fazla zarar vermeden maliyetleri düşürmenin yolları vardır.
• Hız: Dijital baskı, minimum baskı ayarı sayesinde daha hızlı yanıt süresi sunar. Baskı işlemini basitleştirir, geleneksel plakalar ve film gereksizdir, pres hazırlamaya gerek yoktur, plaka montajı yoktur, kayıt ayarı yoktur ve mürekkep tuşu yoktur. Baskı sürecine dahil olan daha az adım ve kişi vardır ve sonuç olarak nihai ürün daha hızlı teslim edilebilir.
• Uygun maliyetli: Şirketlerin finansal tasarruf yapmalarını sağlamak, dijital baskının sunduğu bir diğer avantajdır. Geleneksel baskı hizmetleri, hizmetlerini kullandığınızda her zaman kotalara veya minimum siparişlere ihtiyaç duymuştur. Bununla birlikte, matbaanın esnekliği nedeniyle, dijital baskı şirketlerinin bu tür sınırları yoktur, bu da işletmelerin ve bireylerin ihtiyaç duydukları miktarı tam olarak kaydetme ve alma özgürlüğünü kanıtlar.
• Kısa süreli baskı: Dijital baskı, geleneksel baskıdan daha etkili yollarla kısa ve orta süreli baskı üretmek için ideal yöntemdir. Dijital veriler kolayca depolanır ve güncellenir. Bu nedenle değişiklikler yazdırmadan önce veya sonraki aşamada kolayca yapılır. Dijital baskı, daha etkin baskı yönetimi sağlar. Toplu stoğa ve güncel olmayan stoğu boşaltmaya gerek yoktur.
• Daha Etkili Pazarlamaya Olanak Tanır: Değişken veri baskısı, müşterilere doğrudan pazarlama stratejisinin oldukça etkili bir yolunu sunarak şirketlerin mesajlarını
kitlelerine göre uyarlamasına olanak tanır. Farklı bir ifadeyle doğru mesajı doğru insanlara doğru zamanda iletme imkânı sağlar. Ayrıca günümüzde bunun bir parçası olan QR kodlar da basılı materyalleri dijital alana bağlama imkanı sunar. Dijital baskı eylemleri, değişken veriler ve değişken görüntüleme hakkında bilgiler içerir. Bilgisayarlar baskı işlemini kontrol ettiğinden, baskı sırasında öğenin içeriğini değiştirmek çok daha kolaydır. Bu durum, bitmiş ürün çekiciliğinizi büyük ölçüde artırabilecek yeni bir özelleştirme ve kişiselleştirme düzeyi ekleme imkânı sağlar (http-8).


Soru: Maliyet, pazar payı ve kullanım alanı bakımından en yaygın kullanılan dijital baskı çeşitleri nelerdir?

Cevap: Maliyet, pazar payı ve kullanım alanı bakımından en yaygın kullanılan dijital baskı çeşidi elektrofotografik dijital baskı ve inkjet baskı sistemleridir. Bunlar dijital baskıda iki ayrı teknolojiyi de işaret eder. İlerleyen bölümlerde daha detaylı ele alınacak olan bu baslı çeşidinin birincisi toner adı verilen plastik esaslı partiküllerin elektrik şarjı yolu ile baskıaltı malzemesine aktarılması yoluyla baskının gerçekleştirilmesi; ikincisi ise sıvı mürekkebin baskıaltı malzemesine püskürtülmesi yolu ile görüntü oluşturulmasıdır (http-9).


Soru: İnkjet baskı sisteminin avantajları ve dezanvantajları nelerdir?

Cevap: İnkjet teknolojisinde mürekkep damlacıkları, mürekkep tanklarından gelen mürekkebi püskürtmeyi sağlayan nozzle adı verilen ağızlardan baskıaltı malzemesi üzerine aktarılarak görüntü oluşturulur. Bu teknolojideki yazıcılar baskı yapabilmek için sıvı mürekkep kullanır. İnkjet baskı, fonksiyonel malzemeler kullanılarak mikro ve nano imalat için giderek daha uygun maliyetli ve esnek bir yöntem olarak kabul edilmektedir. Mürekkep püskürtmeli baskı teknolojisinin tüm avantajlarına rağmen, nozul tıkanması her zaman büyük bir sorun olmuştur, çünkü mürekkep püskürtmeli baskı mürekkepleri, baskı işlemi sırasında yığılan, bir araya toplanan ve çökelebilen çözünmeyen mikro veya nanopartiküller içerir.


Ünite 2

Soru: Endüstriyel baskı teknikleri “kullanılan ve uygulanan teknik kalıpların yapılarına göre” gruplandırılmaktadır. Bunlar nelerdir?

Cevap: Endüstriyel baskı teknikleri, kullanılan ve uygulanan teknik kalıpların yapılarına göre beşe ayrılmaktadır: yüksek baskı (Tipografi, Flekso), düz baskı (Ofset), çukur baskı (Tifdruk, Tampon), şablon-elek baskı (Serigrafi) ve dijital baskı. Masaüstü yayıncılık sistemleriyle hazırlanan dijital grafik tasarımların çoğaltımı endüstriyel baskı teknolojileri ile yapılmaktadır. Endüstriyel basım teknolojisinde dijital bir tasarımın baskısı, önemine ve kullanıldığı hizmet sektörüne göre belirlemek oldukça önemlidir.


Soru: Baskı teknikleri genel olarak adlandırıldığında kaça ayrılır? Bunlar nelerdir?

Cevap: Dijital ortamda tasarlanan ürünlerin basım aşamaları basıldıkları tekniklere ve kalıba göre değişmektedir. Matbaa teknolojisi veya endüstriyel basım teknolojileri olarak da adlandırılan bu temel basım/baskı sistemleri farklı teknik kalıplar içinde isimlendirilmektedir. Baskı teknikleri genel olarak adlandırıldığında ise iki bölüme ayrılır. Bunlar sanatsal baskı teknikleri ve endüstriyel baskı teknikleri’dir.


Soru: Küreselleşen dünyada giderek önemi artan “dijital” ve “dijital tasarım” kavramları nasıl tanımlanmaktadır?

Cevap: Dijital, elektronik veri ortamlarıdır. Dijital tasarım kavramı ise, yapılacak bir tasarımın yeni bilgisayar tabanlı teknolojik araçlarla yapılması ve çoğaltarak geliştirilmesidir. Başka bir deyişle dijital tasarım, tasarım kararlarının kağıt üzerinde değil de ekran üzerinde verildiği bir süreçtir.


Soru: Dijital kavramının kullanımının iki farklı boyutta olduğu bilinmektedir. Bunlar nelerdir?

Cevap: Dijital kavramının kullanımının iki farklı boyutta olduğu bilinmektedir. Bunlardan biri computerized veya digitized terimlerinin karşılığı olan sayısallaştırma, diğeri ise digital veya computation terimlerinin karşılığı olan sayısal, bu araştırmada sıklıkla kullanıldığı şekilde dijitaldir. Sayısallaştırma, var olan verinin veya bilginin fare, klavye, tarayıcı gibi çevre birimleri tarafından bilgisayar gibi bir ortama aktarılması sayısallaştırma işlemidir. Sayısal (Dijital) ise, tasarımın başka ortamlardan bilgisayar ortamına aktarılması, var olan tasarımın sayısal bilgi hâline dönüştürülmesidir. Dijital tasarım ise yani sayısal tasarım; tasarımın başlangıcından sonuna kadar bütün evresinde bilgisayar ortamının kullanılması ve tasarım kararlarının bu ortamda verilmesidir.


Soru: Grafik sanatların iletişim modeli nasıldır? Açıklayınız.

Cevap: Bir grafik tasarımcı, herhangi bir konuda ya da önüne gelen bir proje için yaratıcı düşüncelerini ve tasarım yeteneğini direk elle materyaller (kağıt, karton vb.) üzerine ya da sayısal (dijital) ortamda (bilgisayar) görüntüye dönüştürür. Bu görüntüler, daha fazla kişiye ulaşması için ya baskı teknolojilerinin yardımıyla ya da elektronik ortamda farklı dosya uzantıları ile çoğaltılarak daha çok kişiye sunulur. Bu iletişim modeli grafik sanatların yöntemidir.


Soru: Yüksek baskı tekniğine bu adın verilmesinin nedeni nedir?

Cevap: Yüksek baskı sisteminde baskı altı malzemesine görüntü veren kalıp yüzeyinin seviyesi, baskı yapmayan kısımlara oranla daha yüksekte kalır. Bundan dolayı bu baskı sistemine yüksek baskı sistemi denilmektedir.


Soru: Yüksek baskı sisteminin çeşitleri nelerdir?

Cevap: Yüksek baskı sisteminin Tipo baskı ve flekso baskı olmak üzere iki çeşidi bulunmaktadır. Bu ünitede endüstriyel baskı teknolojisi tekniklerinden, yüksek baskı sistemi olarak Tipo (Hurufat) baskı konusu ele alınmıştır. Yüksek baskı tekniğinde baskıyı gerçekleştiren kalıp yüzeyinin seviyesi, baskı yapmayan bölümlere oranla daha yüksektir. Tipo Baskı Sistemi, kalıptaki görüntünün baskı altı malzemesine taşınması açısından da “Direkt Baskı Yöntemi” olarak adlandırılır. Yani kalıptaki görüntü baskı altı malzemesiyle direkt temas hâlinde iken belli bir basınç (forsa) yardımıyla transfer edilir. Bu yüzden de baskı altı malzemesinin üzerinde görüntünün düz çıkması için Tipo Baskı kalıbında görüntünün baskı yapan yerlerde ters olması kaçınılmazdır.


Soru: Matbaacılık sektöründe devrim sayılabilecek temel gelişmeler nelerdir?

Cevap: Matbaadan çok önce yazı bulunmuştur. Zaman açısından, insan medeniyetinin sicili ve bu medeniyetlerin kayıt altına alınması yazı sonrası matbaanın devreye girmesiyle oluşmuştur. Daha sonraları ise Johannes Gutenberg’in 1440’da hurufat adı verilen metal harf kalıplarını icat etmesi, matbaacılık sektöründe devrim sayılacak bir gelişme olmuştur. 20. Yüzyılın ikinci yarısına kadar da kitaplar ve benzer baskı türleri için yaygın olarak kullanılmıştır. “Yazı temelli bu ilerlemelerin en büyük adımlarından birini de tipo baskının atası olan Gutenberg matbaası oluşturmuştur” (Koldaş, & Selamet, 2018). Bu yazı temelli ilerlemenin en büyük baskı objesi hareketli harfler denilen metalden (bornz, kurşun, çinko, bakır vb.) yapılmış birebir kalıp tip (Type) bloklardır.


Soru: Tipo baskı nedir?

Cevap: Tipo Baskı hurufat adı verilen metal harf kalıpları ile yapılan yüksek baskı tekniğine tipo baskı adı denir. Tipo baskı tekniğinin hazırlık süreci oldukça uzun ve zahmetlidir. Metal harfler tek tek sayfa oluşturacak biçimde düzenlenir. Bu baskı tekniği matbaanın kurucusu olarak kabul edilen Johannes Gutenberg’e kadar dayanmaktadır. Aynı baskı tekniği seramik ile MÖ 1040 yılında Çinliler tarafından kullanılıyordu.


Soru: Tipo baskının günümüzde kartvizit, kitap, broşür, fatura, el ilanı gibi ürünlerin basımında tercih edilmemesinin temel nedenleri nelerdir?

Cevap: Tipo baskı sisteminde kalıp hazırlama aşaması zorlu ve uzun bir süreç gerektirmektedir. Bu nedenle günümüzde tipo baskı kartvizit, kitap, broşür, fatura, el ilanı gibi ürünlerin basımında tercih edilmemektedir. Numaratör, kesim, kırım, yaldız baskısı (ısı ile), pilyaj, perforaj gibi işler için kullanılmaktadır. Bütün bu işlemler kağıt, karton, mukavva, özel kağıtlar ve uygun plastik malzemeler üzerine gerçekleştirilebilir. Günümüzde dijital olarak hazırlanmış tipografik tasarımlar, matbaa tekniğinde kullanılan bu tipo hurufat kalıp sistemleri artık ortadan kalkmıştır. Daha çok sanatsal amaçlı, özel günler ve kişisel tasarımlar için hala tipo baskı sistemi kullanılmaktadır. Şimdilerde daha çok dijital olarak sayısal ortamda uygun programlarla hazırlanmış tasarımlar ve görseller dijital baskı makineleri yardımıyla doğrudan materyal üzerine basılmaktadır. Böylece dijital baskı teknolojisi hız ve kalite açısından aynı zamanda boyut sınırlamasını da ortadan kaldırmıştır. Yeni dijital baskı teknolojisi ve sistemleri her geçen gün güncellenerek ve değişerek önemi artmaktadır.


Soru: Matbaacılık sektöründe kullanılan terimlerden biri olan hurufat nedir?

Cevap: Matbaacılık sektöründe kullanılan terim; hurufatlar yani harfler demektir. Bir başka deyişle matbaacılığın, tipografik sisteminde kullanılan harflere hurufat denir.


Soru: Tipo hurufat sisteminde harfler nasıl dizilmekte ve kelimeler nasıl oluşturulmaktadır?

Cevap: Matbaacılık sektöründe kullanılan terim; hurufatlar yani harfler demektir. Bir başka deyişle
matbaacılığın, tipografik sisteminde kullanılan harflere hurufat denir.Özel bir kasası yani kumpas adı verilen bu alete harfler yerleştirilerek kelimeler oluşturulur. Hareketli harflerin dizgi sonucu oluşumunda katkısı büyüktür. El dizgi tekniğinde dizgi ustasının seri çalışabilmesi amacıyla, hurufatların gerek tanınmasında gerekse kalıp oluşturulması esnasında kolaylık sağlaması için üzerinde değişik fiziksel özellikler söz konusudur. Bu özellikler, punto genişliği, ayak, baş, işaret kertiği, vb. şeklindedir. Dizgi ustası, hurufatın sahip olduğu bu özellikler sayesinde hem seri hem de doğru bir kalıp hazırlama imkânına sahipti.


Soru: Hurufatların hem dayanıklılık hem iyi mürekkep transferi hem de düzgün satıh özelliğine sahip
olabilmesi amacı ile kullanılan metal alaşımlar nelerdir?

Cevap: Hurufatlar yani harfler, özel döküm atölyelerinde ve içeriğinde üç ana metal kullanılarak üretilir. Hurufatların hem dayanıklılık hem iyi mürekkep transferi hem de düzgün satıh özelliğine sahip olabilmesi amacı ile kullanılan bu metal alaşımlar: kurşun (% 65-70), antimuan (% 20-25) ve kalay (Stannum) (% 5-10) dır.


Soru: Hurufatlar yani harfler, özel döküm atölyelerinde ve içeriğinde kurşun, antimuan ve kalay olmak üzere üç ana metal kullanılarak üretilir. Metal karışımında kullanılan bu alaşımların harf bloğuna katkıları nelerdir?

Cevap: Hurufatlar yani harfler, özel döküm atölyelerinde ve içeriğinde üç ana metal kullanılarak üretilir. Hurufatların hem dayanıklılık hem iyi mürekkep transferi hem de düzgün satıh özelliğine sahip olabilmesi amacı ile kullanılan bu metal alaşımlar: kurşun (% 65-70), antimuan (% 20-25) ve kalay (Stannum) (% 5-10) dır. Bu metal karışımında kullanılan alaşımların harf bloğuna çeşitli katkıları vardır. Kurşun alaşımı, hurufatın genel yapısını oluştururken, kullanılan antimuan hurufata sertlik, dolayısıyla dayanma gücü verirken kalay da metale dökümde kolaylık sağlar ve ona akıcılık verir.


Soru: Hurufatın asıl kullanım alanı nedir?

Cevap: Hurufatın asıl kullanım alanı “Tipografi”dir.


Soru: Tipografi nedir?

Cevap: Tipografi, harf, sözcük, satır ve boşluklama için gereken diğer ögelerle, belirlenmiş bir metni elde etmek için yapılan işlemler bütünüdür.


Soru: Hurufatın bölümleri ve bu bölümlerin özellikleri nelerdir?

Cevap: Genel anlamda incelendiğinde bir hurufat, baş ve gövde kısımlar olmak üzere iki ana unsurdan oluşur. Baş kısmı 3 parçadan oluşurken gövde kısmı ise 5 ana parçadan oluşur:
• Harfin üstünde yer alan “Resim” kısmı mürekkep alıp baskı yapan kısımdır.
• Resim kısmının oturduğu, daha kalın olan alt kısma ise harfin “Et kısmı” denir.
• Altta tabana yakın bölümde bulunan kertiğe ise “işaret kertiği” adı verilir. İşaret kertiği harfin doğru dizilmesi için dizgiciyi uyarır.
• Harfin enine olan boyutuna “kalınlık” denir.
• Harfin resim kısmını taşıyan taban genişlik değeri o harfin “puntosu”dur.


Soru: Tipo baskı sistemi Yüksek Baskı Sistemi’ndeki en önemli özellik nedir?

Cevap: Tipo baskı sistemi Yüksek Baskı Sistemi’nde en önemli özellik, Tipo baskı sistemi ile yapılan kesim, kırım, gofre ve sıcak yaldız işlemlerinin diğer baskı sistemlerinde yapılamamasıdır.


Soru: Günümüzde Tipo baskı makineleri ile çok farklı işler yapılmaktadır. Bu işler nelerdir?

Cevap: Günümüzde Tipo baskı makineleri ile çok farklı işler yapılmaktadır. Dijital baskı sistemlerinin çoğalması ile tipo baskı makineleriyle çoğaltım çok az yapılmaktadır. Tipo baskı makineleri ile sadece kişiye özgü özel tasarımlar yapılmaya devam edilmektedir. Bu nedenle günümüzde tipo baskı, özel işlemlerde kullanılır. Tipo baskı sistemi ile kutu kesimi, varak yaldız baskısı (ısı ile), numaratör baskı, gofre baskı, piliyaj ve perforaj işlemleri vb. yapılır.


Soru: Tipo baskı makineleri nedir?

Cevap: Yüksek baskı sisteminde tipo baskıya uygun olarak baskı elde etmeye yarayan alet ve makinelerin tümüne birden “tipo baskı makineleri” denir.


Soru: Tipo baskı makinelerinin türleri nelerdir?

Cevap: Tipo baskı makinelerini dört grupta toplayabiliriz:
a. El Tezgahları (Presler)
b. Pedal Makineleri (Düz kazanlı presler)
c. Silindir Kazanlı Baskı Makineleri
d. Rotatif Tipo Baskı Makineleri


Soru: Tipo baskı makinelerinin en gelişmiş olanı hangisidir ve özellikleri nelerdir?

Cevap: Rotatif Tipo Baskı Makineleri: Tipo baskı makinelerinin en gelişmiş olanıdır. Web offset baskı sistemi yaygınlaşana kadar gazete basımında kullanılmıştır. Baskı ve kalıp kazanı silindir şeklindedir. Bu makinelerle hem tabaka hâlindeki kağıtlara hem de bobin hâlindeki kağıtlara baskı yapılabilir. Rotatif yöntemde, kağıt yüksek hızda dönen kazanların arasından geçerken her iki yüzeye de aynı anda baskı yapılmaktadır.


Soru: Geleneksel baskı sistemlerinin en eskisi olan tipo baskı nasıl gerçekleştirilir?

Cevap: Geleneksel baskı sistemlerinin en eskisi olan tipo baskıda harflerin kombinasyonundan sözcükler oluşturan taşınabilir tipte tek tek bloklar bir kutuya yerleştirilir. Bu kalıptaki görüntü baskı altı malzemesiyle direkt temas halinde iken, belli bir basınç yardımıyla transfer edilir. Bu yüzden baskı altı malzemesinin üzerinde görüntünün düz çıkması için, tipo baskı kalıbında görüntü ters olmalıdır.


Soru: Tipo baskı kalıbını (klişe) oluşturan malzemeler ve bu malzemelerin özellikleri nelerdir?

Cevap: Tipo Baskı Kalıbını (Klişe) Oluşturan Malzemeler Şunlardır:
• Hurufat: Baskıda kullanılan büyük harf, küçük harf, rakam ve şekillere denir.
• Klişe: Tipo baskıda kullanılan metal kalıptır.
• Boş Takım: Kelime ve harf aralarını doldurmaya yarayan hurufat metalinden yapılan yarım puntodan bir kadrata kadar olan dizgi malzemesidir.
• Espas: Kelime aralarına konulan boş malzemedir.
• Altlık: Tipo baskıda, klişe kalıbının altına konulan metal yüksekliktir.
• Vizo: Kalıpları sıkıştırmak için kullanılan vidalı kilit tertibatıdır.
• Vizo anahtarı: Vizoları sıkmak ve sökmek için kullanılan metal anahtardır.
• Anterlin: Dizilen satırların birbirine karışıp bozulmaması için satır aralarına konulan genellikle iki punto genişliğindeki metaldir.
• Garnitür: Çember içindeki sayfa boşluklarının düzenlenmesi için kullanılan malzemedir.
• Gale: Kalıpların bağlanmak ve taşınmak üzere yerleştirildiği tabladır.
• Takatuka: Basılacak kalıbı bir düzeye getirmek için vurularak kullanılan tahtadan yapılmış alettir.
• Mizantren: Kalıbın tüm yüzeyinin aynı kalitede baskı yapması için kalıp altından veya kazan kağıdında yapılan yükseklik ayarıdır.
• Çift: Harfleri düzeltmek ya da değiştirmek için kullanılan cımbız şeklinde alettir.


Soru: 19. yüzyıl sonlarında, matris diye adlandırılan metal harf kalıpları kullanarak erimiş metal alaşımlar hâlinde döküm yapan sıcak dizgi makinaları ortaya çıkmıştır. Bu makineler hangi adla anılmaktadır?

Cevap: Edward Rondthaler’in Fotodizgi tekniği (harflerin optic yardımıyla ışık duyarlı bir kağıt üzerine pozlanarak tipografik metinlerin oluşturulduğu sistem) Gutenberg’in bulduğu metal dizginin yerini almıştır. Metal harflerin el ile kumpasta dizildiği uzunca bir dönemin ardından, 19. yüzyıl sonlarında, matris diye adlandırılan metal harf kalıpları kullanarak erimiş metal alaşımlar hâlinde döküm yapan sıcak dizgi makinaları ortaya çıkmıştır. Bu makinalar, dökümleri ayrık harfler ya da satırlar hâlinde yapan iki gruba ayrılır ve kendilerini geliştiren firmaların adlarıyla Monotype (Lanston Monotype Machine Company) ve Linotype (The Mergenthaler Linotype Company) diye anılır.


Soru: Dizgi nedir?

Cevap: Dizgi antik bir sanattır. Dizgi, sözcüklerin en iyi okuma deneyimini oluşturacak şekilde sıralanmasıdır. Okunaklı, ilgi çekici ve güzel sayfa mizanpajları oluşturma yöntemidir. Başka bir tanımda ise dizgi, basım yoluyla çoğaltılması düşünülen yazılı bir metinin belirli standartlar gözetilerek matbaa harfleriyle yeniden yazılması işlemi. Metinlerin bilgisayar ortamına aktarılması işlemidir.


Soru: Mekanik baskı makinelerinde başlayan dizgi işlemi, otomatik baskı makinelerinden, günümüzde çoğu dizicinin kullandığı hangi birincil araca geçiş yapmıştır?

Cevap: Mekanik baskı makinelerinde başlayan dizgi işlemi, otomatik baskı makinelerinden, günümüzde çoğu dizicinin kullandığı birincil araca geçiş yaptı: vektör grafik yazılımı. Eskiden aylar veya yıllar süren işlemler artık dijital yazılımla dakikalar içinde gerçekleştirilebiliyor. Artık dizgi, metnin dijital sistemlerde semboller, harfler ve glifler gibi ayrı türler kullanılarak oluşturulma şeklidir. Font boyutlarının ve satır aralığının anlaşılmasını sağlayan dizgi, tasarım dünyasının önemli bir parçasıdır.


Soru: İster Tipo baskı sisteminde isterse dijital sistemlerde metni bir tasarım veya belgede bir araya getirirken her zaman göz önünde bulundurulması gereken birkaç temel adım vardır. Bu adımlar nelerdir?

Cevap: İster Tipo baskı sisteminde isterse dijital sistemlerde metninizi bir tasarım veya belgede bir araya getirirken her zaman göz önünde bulundurmanız gereken birkaç temel adım vardır: Bunlar; hiyerarşi, fontlar, satır aralığı, dolgu ve karakter aralığıdır. Modern dizgiciler için modern araçlar artık iyice gelişmiş dizgi çalışmalarının temellerini oluşturan vektörel grafik tasarım yazılımları ile her türlü içeriğin işlevsel ve güzel belgeler üretilmesini sağlamıştır.


Soru: Gelişen teknolojiyle birlikte çoğaltım sistemlerinden olan tipo baskı alanında kullanılan kalıplar da değişmiştir. Bu değişim nasıl olmuştur?

Cevap: Gelişen teknolojiyle birlikte çoğlatım sistemlerinden olan tipo baskı alanında kullanılan kalıplar da değişmiştir. Tahta hareketli harflerle başlayan tipo baskı kalıplarının gelişimi sırasıyla metal hareketli harflerin (hurufat), metal klişe ve fotopolimer klişelerin kullanımıyla devam etmiştir.


Soru: CRT’yi (Cathode Ray Tube) nedir ve ilk kez kim tarafından kullanılmıştır?

Cevap: Uçak tasarımcısı William Fetter, 1960’larda grafik tasarım için CRT’yi (Cathode Ray Tube) kullanan kişi olmuştur. CRT, veriyi bitlerden (daha sonra gelişerek pixel olacaktır) oluşan matematiksel bir alan üzerine görselleştirmeye izin veren monitördür.


Soru: Dijital tasarımcıların CRT (Cathode Ray Tube) karakterleri üretmek için kullandıkları ilk cihaz nedir?

Cevap: 1965 yılında, Dr Ing. Rudolf Hell, Digiset dizgi sistemini getirmiştir. Bu sitem dijital tasarımcıların CRT karakterleri üretmek için kullandıkları ilk cihaz olmuştur.


Soru: Almanya’da digiset teknolojisi neden Lichtsatz (ışık) olarak bilinmektedir?

Cevap: Rudolf Hell’in dizgi makinesinin, 1965’te Digiset 50T1’in (‘üçüncü nesil fotodizici’ olarak kabul edilir) piyasaya sürülmesiyle, harf biçimleri, oluşturma sürecinde bir katot ışın tüpünden (CRT) ışık noktaları tarafından ışınlandı. Bu nedenle, Almancada bu teknoloji Lichtsatz olarak bilinir (Licht, ışık, isim anlamına gelir,—ironik olarak mucidin adı Cehennem aynı zamanda ışık, sıfat anlamına gelir).


Soru: Dijital fotokompozisyon nedir?

Cevap: Dr. Rudolf Hell’in dizgi makinesinin, 1965’te Digiset 50T1’in (‘üçüncü nesil fotodizici’ olarak kabul edilir) piyasaya sürülmesiyle, harf biçimleri, oluşturma sürecinde bir katot ışın tüpünden (CRT) ışık noktaları tarafından ışınlandı. Bu nedenle, Almancada bu teknoloji Lichtsatz olarak bilinir (Licht, ışık, isim anlamına gelir,—ironik olarak mucidin adı Cehennem aynı zamanda ışık, sıfat anlamına gelir). Harfler bu oluşturma işleminin sonunda hala fotoğrafik olarak açığa çıkarılsa da ‘matrisler’ yazı tiplerinin bir kısmı sayısal bir tanımla değiştirilmiş ve harfler tek kare noktalara ayrıştırılmıştı (‘bitmap’ terimi muhtemelen uygundur). Yazı tipi verilerinin kendisi ayrı bir cihazda değil, makinede saklandı: Harf biçimleri, özelliklerini tamamen kaybetmişti. Bu süreç ‘dijital fotokompozisyon’ olarak biliniyordu. Şimdiye kadar yaratılan ilk dijital yazı tipi, muhtemelen 1968’de Dr. Ing personeli tarafından geliştirilen Digi-Grotesk S idi. Bununla birlikte, 1970’lerin sonlarına kadar pazarlanmış başka bir makine görünmüyor.


Soru: Bir mühendis olarak çalışmaya devam ederek baskı plakalarının elektronik kontrollü gravürü için
makineler ve ABD’de RCA ve daha sonra III tarafından VideoComp olarak pazarlanan digiset adlı
bir elektronik fotoğraf dizgi sistemi icat eden mucit kimdir?

Cevap: Rudolf Hell, Digiset 1929 yılında Berlin, Babelsberg’de kendi şirketini kurdu. Dünya Savaşı’ndan sonra şirketini Kiel’de yeniden kurdu. Bir mühendis olarak çalışmaya devam etti ve baskı plakalarının elektronik kontrollü gravürü için makineler ve ABD’de RCA ve daha sonra III tarafından VideoComp olarak pazarlanan digiset adlı bir elektronik fotoğraf dizgi sistemi icat etti.


Soru: Dijital Baskı kavramı nasıl ortaya çıkmıştır?

Cevap: Sanayileşmenin ve makineleşmenin ardından bilgisayar devri yaşadığımız şu zamanda dijitalleşme kavramı ortaya çıkmıştır. Özellikle bilginin çoğaltılması ve farklı kitlelere ulaştırılması baskı teknolojisinin gelişmesiyle sağlanmıştır. Dijitalleşme, baskı teknolojisinin içinde yer alan matbaa sistemlerini de etkilemiştir. Bilgisayar kullanımının yaygınlaşmasıyla matbaacılığın dijitalleşmeye başlaması sonucunda ortaya çıkan “Dijital Baskı” kavramı ortaya çıkmıştır. Önceleri endüstriyel basım teknolojilerinde film, prova baskı, pozlandırma vb. işlemlerden söz edilirken dijitalleşme ile bu kavramlar da ortadan kalkmıştır. Böylece baskı öncesi hazırlık aşaması ve maliyetler azalmış, basım sektöründe hem üretim hem de çoğaltım hızı artmıştır. 1990’lı yıllarda fotografik yollarla, büyük çaba ve zaman harcanarak yapılan renk ayrımı ve film çıkış işlemleri, gelişen bilgisayar teknolojisi, RIP teknolojisi ve çıkan yeni yazılımlar, film pozlandırma cihazları ile tamamen dijital ortamda yapılmaya başlanmıştır. Film pozlamada film çıkış serigrafi, tampon, flekso, ofset baskı kalıplarının yapımında kullanılan araçlardır. Film çıkış baskı öncesinde kalıp hazırlamak için kullanılır. Ekrandaki tasarımın film çıktısı alınarak kalıplara pozlama işlemi uygulanır. Ekrandaki görüntü film yardımıyla kalıba aktarılır ve bu kalıplarla sektörlerine göre baskı işlemi yapılır.


Soru: Dijital baskı nedir?

Cevap: Dijital baskı, dijital ortamda hazırlanmış işlerin, elektronik veri yoluyla baskı makinesine gönderilmesi ve basılmasıdır.


Soru: Dijital baskıda önemli olan üç başlık nelerdir?

Cevap: Dijital baskı da üç başlık önemlidir. Bunlar;
1. Bilgisayar ve destekleyici üniteler,
2. Grafik tasarıma uygun programlar (Piksel ve vektörel tabanlı programlar) ve
3. Basımı çoğlatılacak baskı makineleridir. Bu programlar sayesinde çizim, dijital fotoğraf görüntülerine düzenleme, sayfa tasarımı ve tipografik çalışmalar yapabiliriz.


Soru: Dijital çoğaltım nasıl gerçekleştirilmektedir?

Cevap: Dijital çoğaltımda ise, baskısı yapılacak iş önce dijital ortama alınıyor. Yani Görsel materyal ya taranıyor (Scannner) veya veri taşıma araçları ile (flash disk, harici depolama harddisk vb.) bilgisayara aktarılıyor ya da taşınıyor. Böylece bilgisayar ortamına aktarılan tasarımlar görüntü işleme sistemleriyle baskıya hazırlanması aşamaları gerçekleşmektedir. Uygulamaların dijital görüntüleri çeşitli şekillerde bilgisayardan diğerine elektronik olarak transfer edilip çoğaltım aşamasına geçilmektedir. Dizayn ve grafik mizanpaj aşamasında bütün elde edilen bitmap (Piksel-Nokta koordinatlı) ve vektörel grafik dosyaları bir araya toplanır. Daha sonra eldeki malzemelerle birlikte bilgisayarda tipografik çalışmalar da yapılarak istenilen iş hazırlanır. Artık basacağımız iş dijital ortamdadır ve RGB renk formatındadır. Bu işi yine çeşitli elektronik ağlarla direkt baskıya gönderilecekse CMYK renk formatıyla yazıcıya gönderilir ve baskısı çoğaltılır.


Soru: Dijital tasarımın geleceği ile ilgili öngörüler neler olabilir?

Cevap: Dijital tasarım gelecekte daha fazla gelişecektir. Dijital medya olanakları hızla değişmekte ve gelişmektedir. Mobil cihazlar, güncel değişimler göstermektedir ki belki de baskı tabanlı masaüstü yayıncılığın son günlerini görüyoruz. Dijitalleşmenin getirdiği olanaklar sayesinde insanlar sanal olarak çoklu ortamları dijital görsel tasarımın çoğaltılması adına hızlıca tüketmektedir. Tabletler ve telefonlar masaüstünden çok daha önemli işlevler yapmaktadır. Baskı her zaman yaptığımız işin bir parçası olacak ama artık en büyük parçası olmayacaktır.


Soru: Tipo Baskı Sistemi, kalıptaki görüntünün baskı altı malzemesine taşınması açısından hangi adla adlandırılmaktadır?

Cevap: Tipo Baskı Sistemi, kalıptaki görüntünün baskı altı malzemesine taşınması açısından da “Direkt Baskı Yöntemi” olarak adlandırılır.


Ünite 3

Soru: Türkistan’da bulunan ve baskıresmin bilinen en eski örneği sayılan eserin adı nedir?

Cevap: Çin’de kağıdın bulunmasıyla beraber Uzakdoğu baskıresminin kökeni sayılan “emakimono”* lar da kağıt üzerine basılmaya başlanmış ve dolaşıma girmiştir. Türkistan’da bulunan ve baskıresmin bilinen en eski örneği sayılan “Diamond (Elmas) Sutra” (M.S.868) baskısı da bunun bir göstergesidir.


Soru: 1840 yılına kadar pamuk ipliği ile üretilen kağıtlar seri üretimde yavaşlığa sebebiyet vermektedir. Bu durumu çözmek için kağıt üreticileri 1840 yılında kağıt üretiminde hangi maddeyi kullanılmaya başlanmıştır.

Cevap: 1840 yılına kadar pamuk ipliği ile üretilen kağıtlar seri üretimde yavaşlığa sebebiyet vermektedir. Bu durumu çözmek için kağıt üreticileri 1840 yılında kağıt üretiminde ağaç hamuru kullanılmaya başlanmıştır.


Soru: 15. yüzyıl Avrupası baskıresim tarihi içinde çok önemli bir yere sahiptir. Günümüze ulaşan en eski tarihli Avrupa ahşap baskıresimler İskambil oyun kartlarıdır. Bu iskambil kağıtlarına ne adı verilmiştir?

Cevap: 15. yüzyıl Avrupası baskıresim tarihi içinde çok önemli bir yere sahiptir. Günümüze ulaşan en eski tarihli Avrupa ahşap baskıresimler Kartenmahler
adıyla bilinen İskambil oyun kartlarıdır.


Soru: 1420 ile 1440 yılları arasına tarihlenen kitaplar özellikle Avrupalı hacılar tarafından dolaşıma sokulmuş ve böylelikle baskıresmin neredeyse tüm Avrupa’ya yayılmasını sağlamıştır. Ahşap baskı ile basılan bu kitaplar hangi tür kitaplardır?

Cevap: 1420 ile 1440 yılları arasına tarihlenen bu kitaplar özellikle Avrupalı hacılar tarafından dolaşıma sokulmuş ve böylelikle baskıresmin neredeyse tüm Avrupa’ya yayılmasını sağlamıştır. Ahşap baskı ile basılan bu kitaplar dini
kitaplardır ve resimlemeler kitap metni içerisinde anlatılan durum ve hadiselerin betimlenmesiyle oluşmuştur.


Soru: Metal üzerine ucu sivri bir kalem ile kuvvet uygulanarak oluşturulmuş küçük noktalarla gerçekleştirilen ilk metal çukur baskı yönteminin adı nedir?

Cevap: Criblé: İlk metal çukur baskı örneğidir. Criblé veya noktalı baskı olarak bilinen
bu baskılar,15. yüzyılın ikinci yarısında yapılmıştır. Tasarım, metal üzerine ucu
sivri bir kalem ile kuvvet uygulanarak oluşturulmuş küçük noktalarla gerçekleştirilmektedir.


Soru: Çizgilerin veya dokuların metal bir plaka yüzeyinde asit ile girdiği reaksiyon sonucu oluşturulmasıyla elde edilen çukur baskı tekniğinin adı nedir?

Cevap: Asit Oyma: Çizgilerin veya dokuların metal bir plaka yüzeyinde asit ile girdiği reaksiyon sonucu oluşturulmasıyla elde edilen çukur baskı tekniğidir.


Soru: Avrupa’da, baskıresimle yapılan kitap basma yöntemini; hareketli ve her harfin birbirinden bağımsız yan yana dizilebildiği, tekrar bozulabildiği ve tekrar başka bir kurguda kullanılmasını sağlayan tipo baskıresim tekniğini geliştiren kaşif kimdir?

Cevap: J. Gutenberg, baskıresimle yapılan (aynı kalıp üzerine her harfin tek tek oyularak
hazırlandığı) kitap basma yöntemini; hareketli ve her harfin birbirinden bağımsız yan yana dizilebildiği, tekrar bozulabildiği, ve tekrar başka bir kurguda kullanılmasını sağlayan tipo baskıresim tekniğini geliştirdi. …….. Ancak tekniğin Avrupa’da kullanımı Gutenberg’le 1436 yılında başlamıştır.


Soru: Master of the Housebook veya Master of the Amsterdam Cabinet adıyla bilinen Hollandalı sanatçı, hangi tekniği icat etmiş ve bu teknikle eser vermiştir?

Cevap: Metal kalıp ile ilgili önemli bir buluş yine bu yüzyılın sonlarına doğru Hollanda’da bulunmuştur. Master of the Housebook veya Master of the Amsterdam Cabinet adıyla bilinen Hollandalı sanatçı, Kurukazıma olarak bilinen tekniği icat etmiş ve bu teknikle eser vermiştir.


Soru: Görsel sanatlarda üç boyutlu nesneleri tanımlarken ışığı ve gölgeyi temsil etmek için kullanılan tekniğin italyanca adı nedir?

Cevap: Chiaroscuro: İtalyanca chiaro , “ışık” ve scuro , “karanlık” kelimelerinin bir
araya gelmesiyle oluşan terim, görsel sanatlarda üç boyutlu nesneleri tanımlarken ışığı ve gölgeyi temsil etmek için kullanılan teknik olarak adlandırılmaktadır.


Soru: 17. yüzyılda, Asit oymada sert vernik yerine yumuşak verniği kullanarak büyük bir yenilik yapan ve bu buluş ile sert vernikle elde edilemeyen çok ince detayların işlenmesini ve aktarılmasını sağlayan sanatçı kimdir?

Cevap: Dönemin önemli sanatçılarından birisi de Jacques Callot’dur. 1400’den fazla baskı yapan Callot kendine has bir baskı yöntemi geliştirmiştir. Callot asit oymada sert vernik yerine yumuşak verniği kullanarak büyük bir yenilik yapmıştır. Bu buluş sert vernikle elde edilemeyen çok ince detayların işlenmesini ve aktarılmasını sağlamaktadır.


Soru: 1642 yılında Ludwig von Siegen, çukur baskıda yarım tonları elde etmek için kullanılan hangi tekniği icat etmiştir?

Cevap: 1642 yılında Ludwig von Siegen mezzotint olarak bilinen ve çukur baskıda yarım tonları elde etmek için kullanılan tekniği icat etmiştir. Çizgi ya da noktasal yaklaşımın dışında yepyeni bir yaklaşım sunan mezzotint tonal kaliteyi artırmıştır.


Soru: 1788’de baskıresim tekniğinde yeni bir yöntem geliştiren, hem kelimeyi hem de görüntüyü birlikte basmanın teknik olarak devrim niteliğinde bir yöntemini icat eden, bugün ‘klişe baskı’ olarak bilinen ‘stereotype’ baskıyı ilk kullanan İngiliz sanatçı kimdir?

Cevap: Bir diğer İngiliz sanatçı olan William Blake, 1788’de baskıresim tekniğinde yeni bir yöntem geliştirdi. Hem kelimeyi hem de görüntüyü birlikte basmanın teknik olarak devrim niteliğinde bir yöntemini icat eden Blake, bugün ‘klişe baskı’ olarak
bilinen ‘stereotype’ baskıyı ilk kullanan sanatçıdır.


Soru: 18.yüzyılda, ressam ve baskıresimci Jan van de Velde 1650 yılında hangi tekniğini Amsterdam’da icat etmiştir?

Cevap: 18. yüzyılın baskıresim teknikleri açısından bir büyük kırılım anı da ‘aquatint’ yönteminin İngiltere’de ortaya çıkmasıdır. Ressam ve baskıresimci Jan van de Velde 1650 yılında aquatint tekniğini Amsterdam’da icat etmiştir.


Soru: 1780 yılında ürettiği ve 80 baskıresimden oluşan ‘Los Caprichos’ serisi ile aquatint tekniğini üst düzey bir seviyede kullanan ve aquatint yönteminin yaygınlaşmasını sağlayan sanatçı kimdir?

Cevap: Tekniğin bu dönemde tanınırlığını artıran en önemli sanatçı Francisco Goya’dır. 1780 yılında ürettiği ve 80 baskıresimden oluşan ‘Los Caprichos’ serisi tekniğin üst düzey bir seviyede kullanımını göstermektedir. Tonal alanların aquatint tekniği ile oluşturulduğu bu baskıresim serisi aquatint yönteminin yaygınlaşmasını sağlamıştır.


Soru: 1817 yılında Friedrich Gottlob Koenig ve Andreas Friedrich Bauer tarafından silindir yataklı pres icat edilmiştir. “Bu pres dönemin enerjisi olan buhar gücüyle çalışması düşünülerek hangi gazeteyi basmak için tasarlanmıştır?

Cevap: Nitekim Charles Mahon’un buluşundan sonra baskıresim presi teknolojisindeki arayışların arkası kesilmemiş 1817 yılında Friedrich Gottlob Koenig ve Andreas Friedrich Bauer tarafından silindir yataklı pres icat edilmiştir. “Bu pres dönemin enerjisi olan buhar gücüyle çalışması düşünülerek ve ‘The Times’ gazetesini basmak için tasarlanmıştır. Saatte çift taraflı 1100 baskı yapan pres, dönemin koşulları düşünüldüğünde baskıresim teknolojisine inanılmaz bir üretim gücü kazandırmıştır.


Soru: Gazetelerin günlük hayata girmesiyle beraber gelişimini sürdüren baskı preslerindeki bir diğer teknolojik gelişim 1827 yılında Darius Wells tarafından ‘The New York Sun’ gazetesinin seri basımı için tasarlanan baskı presinin adı nedir?

Cevap: Gazetelerin günlük hayata girmesiyle beraber gelişimini sürdüren baskı preslerindeki bir diğer teknolojik gelişim 1827 yılında Darius Wells tarafından ‘The New York Sun’ gazetesinin seri basımı için tasarlanan ahşap seri baskı presidir.


Soru: Tifdruk baskı mürekkepleri dört ana maddenin bileşiminden oluşmaktadır. Bu maddeler nelerdir?

Cevap: Tifdruk baskı mürekkepleri dört ana maddenin bileşiminden oluşmaktadır. Bunlar:
• Renk verici maddeler (pigmentler/boyar
maddeler)
• Bağlayıcılar (reçine)
• Çözücüler (solventler)
• Yardımcı maddeler


Soru: Endüstriyel olarak Tifdruk baskı kullanan alanları üçe ayırabiliriz. Bu alanlar nelerdir?

Cevap: Endüstriyel olarak Tifdruk baskı kullanan alanları üçe
ayırabiliriz:
• Yayıncılık basımları
• Ambalaj basımları
• Ürün etiketi basımları


Soru: Bilgisayar ortamında hazırlanan tasarımın, tifdruk baskı işlemine göre düzenlenmesi gerekmektedir. İşlemler hangi adımlardan oluşmaktadır?

Cevap: Bilgisayar ortamında hazırlanan tasarımın, tifdruk baskı işlemine göre düzenlenmesi gerekmektedir.
İşlem sırası sırasıyla şu adımlardan oluşur:
• Tasarımın bilgisayar programları ile hazırlanması,
• Oyma işlemini gerçekleştirecek programa montajlanması,
• Renk ayrımının yapılması,
• Basılacak renklerin sıralanmasının belirlenmesi,
• Uygun tram sıklığının, tram açılarının ve gradasyon ölçülerinin belirlenmesi,
• Elektromekanik gravür makinelerinin tanıyabildiği bir formata çevrilerek oyma işlemi yapacak makineye gönderilmesi.


Soru: Baskı aşamasında dönen silindir kalıbın mürekkep haznesinden aldığı fazla mürekkebi plaka yüzeyinden tahliye etmeye yarayan sıyırıcı parçanın adı nedir?

Cevap: Rakle
Baskı aşamasında dönen silindir kalıbın mürekkep haznesinden aldığı fazla mürekkebi plaka yüzeyinden tahliye etmeye yarayan sıyırıcı parçadır.


Ünite 4

Soru: 1837 yılında kromolitografi tekniğinin patentini alan Fransız sanatçı kimdir?

Cevap: Fransız sanatçı Engelmann, 1837 yılında kromolitografi tekniğinin patentini
almış ve böylece tekniğin kâşifi Senefelder’in de üzerinde çalışmalar yaptığı renkli taş baskı tekniği hayata geçmiştir.


Soru: İngiltere’den Henry Talbot, fotoğrafların çoğaltılması için ilk yarı ton perdeyi hangi yıl kullanmıştır?

Cevap: İngiltere’den Henry Talbot, 1852’de fotoğrafların çoğaltılması için ilk yarı ton perdeyi kullandı.


Soru: 1868 yılında macenta, camgöbeği ve sarı renklerinde fotoğrafik olarak üretilmiş üç resmin üst üste bindirilmesiyle nesneleri doğal renklerinde yeniden üretme fikri kime aittir?

Cevap: 1868 yılında Louis Ducos du Hauron’un macenta, camgöbeği ve sarı renklerinde fotoğrafik olarak üretilmiş üç resmin üst üste bindirilmesiyle nesneleri doğal renklerinde yeniden üretme fikri olmuştur.


Soru: Ofset baskı sistemleri çeşitli temel bileşenlerin bir araya gelmesi ile çalışır. Bu bileşenler nelerdir?

Cevap: Ofset baskı sistemleri çeşitli temel bileşenlerin bir araya gelmesi ile çalışır. Bu bileşenler;
• Mürekkepleme ünitesi,
• Nemlendirme ünitesi,
• Kalıp silindiri,
• Blanket (Kauçuk) silindiri,
• Baskı silindiri.


Soru: CMYK olarak adlandırılan ve çıkarımsal renk sistemine göre tasarlanmış olan bu bileşim matbaacılıkta kullanılan dört ana rengi ve bu sistemi tanımlar. Cyan (mavi/camgöbeği), Magenta (pembemsi kırmızı), Yellow (sarı), K harfi hangi rengin kısaltmasıdır?

Cevap: CMYK olarak adlandırılan ve çıkarımsal renk sistemine göre tasarlanmış olan bu bileşim matbaacılıkta kullanılan dört ana rengi ve bu sistemi tanımlar. Cyan (mavi/camgöbeği), Magenta (pembemsi kırmızı), Yellow (sarı), Key (Siyah) renklerinin kısaltmasıdır.


Soru: Baskı öncesi hazırlık işlemleri renk ayrımı, film çıkışı, montaj ve kalıp hazırlığı olarak üç aşamada ele alınabilir. Renk ayrımında yapılan işlemler nelerdir?

Cevap: Baskı öncesi hazırlık işlemleri renk ayrımı, film çıkışı, montaj ve kalıp hazırlığı olarak üç aşamada ele alınabilir. Renk ayrımında tasarımda kullanılacak fotoğraf, çizim, illüstrasyon gibi görseller taranarak bilgisayar ortamına taşınır ve ayrı renk
katmanlarına ayrıştırılır.


Soru: Kesilmiş kâğıtlar yerine bobin şeklinde sarılı olan metrelerce uzunluktaki tek parça kâğıt ruloları kullanılan ofset baskı tekniğinin adı nedir?

Cevap: Tabaka ofset baskıda kâğıtların kesilmiş tabakalar hâlinde birer birer baskı ünitesine taşındığı sistemin aksine web ofset baskıda kesilmiş kâğıtlar yerine bobin şeklinde sarılı olan metrelerce uzunluktaki tek parça kâğıt ruloları kullanılmaktadır.


Soru: 20. yüzyılın başında çeklerin basımında sahteciliği önlemek için suda eriyen mürekkeplerin kullanılması gerekli olmuştur. Bu ihtiyaçtan dolayı çözüm araştırılırken geliştirilen baskı tekniği hangisidir?

Cevap: 20. yüzyılın başında çeklerin basımında sahteciliği önlemek için suda eriyen mürekkeplerin kullanılması gerekli olmuştur. Bu ihtiyaçtan dolayı çözüm araştırılırken kuru ofset baskı tekniği geliştirilmiştir. İlerleyen zamanlarda bu teknik sadece çek basımı için değil ticari basım için de kullanılmaya başlanmıştır.


Soru: CtP kalıp pozlayıcılar, kalıp üzerindeki kaplamayı fiziksel veya kimyasal olarak değiştirmek için lazer kullanırlar. Kullanılan lazer teknolojisinin türüne göre, iki ana tip CtP kalıp pozlayıcı vardır. Bunlar nelerdir?

Cevap: CtP kalıp pozlayıcılar, kalıp üzerindeki kaplamayı fiziksel veya kimyasal olarak değiştirmek için lazer kullanırlar. Kullanılan lazer teknolojisinin türüne göre, termal ve görünür ışık olmak üzere iki ana tip CtP kalıp pozlayıcı vardır.


Soru: Dijital ofset baskı sürecinin üç temel teknolojisi vardır. Bunlar nelerdir?

Cevap: Dijital ofset baskı sürecinin üç temel teknolojisi şunlardır:
• ElectroInk – elektro mürekkep
• Termal ofset transfer teknolojisi
• Anında renk değiştirme.


Soru: Matbaacılık tarihindeki en önemli dönüm noktalarından biri olan ve 1450’de
Johannes Gutenberg tarafından Almanya’da mükemmelleştirilen baskı tekniğinin adı nedir?

Cevap: Fakat matbaacılık tarihindeki en önemli dönüm noktalarından biri, 1450’de
Johannes Gutenberg tarafından Almanya’da mükemmelleştirilen tipo baskı tekniğidir.


Soru: Senefelder’in litografiyi keşfi hangi yılda gerçekleşmiştir?

Cevap: Litografinin icadı, oyun ve tiyatro yazarı Alois Senefelder’in, yüzeyini mumla kapladığı cilalı kireçtaşından bir tablet üzerine; mum, sabun ve lamba isi ile hazırlanmış mürekkeple yazı yazdığı,ardından kısa bir süre için bir asit çözeltisi uyguladığı 1798 yılına kadar uzanmaktadır.


Soru: Günümüzde en yaygın kullanılan baskı tekniklerinin başında gelen ofset baskı, renkli litografinin endüstriyel üretime uyarlanmış biçimidir. Senefelder’in orijinal keşfinde kullandığı kireçtaşı kalıpların yerini alan malzeme nedir?

Cevap: Günümüzde en yaygın kullanılan baskı tekniklerinin başında gelen ofset baskı, renkli litografinin endüstriyel üretime uyarlanmış biçimidir. Senefelder’in orijinal keşfinde kullandığı kireçtaşı kalıpların yerini ince metal levhalar almış ve bu metal levhalar silindirik bir yapı olan merdane etrafına sarılmıştır.


Soru: Litografi ile ofset baskı arasındaki teknik açıdan en belirgin diğer fark nedir?

Cevap: Litografi ile ofset baskı arasındaki teknik açıdan en belirgin diğer fark, litografide mürekkep verilmiş kalıbın doğrudan kâğıda uygulanıyorken ofset baskıda mürekkep verilmiş metal silindir kalıbın kâğıda değil, yine bir merdane biçimindeki kauçuk yüzeye bastırılıyor olmasıdır.


Soru: Senefelder’in sanatçıların yazı ve illüstrasyonlarını olması gerektiği hâliyle düz biçimde kâğıda çizmesine, ardından bu kağıttaki resim ve yazıların taşa aktarılmasına imkân vermesi açısından geliştirdiği tekniğin adı nedir?

Cevap: Senefelder’in transfer tekniği keşfi ise, sanatçının yazı ve illüstrasyonlarını olması gerektiği hâliyle düz biçimde kâğıda çizmesine, ardından bu kağıttaki resim ve yazıların taşa aktarılmasına imkân vermesi açısından önemli bir gelişmedir.


Soru: Döner presler‘in hiçbir zaman çok popüler olmamalarının en temel sebebi nedir?

Cevap: İlk döner litografik presler, doğrudan metal plakadan kâğıdın yüzeyine basılmak
üzere tasarlanmıştı. Plaka ve kâğıdın birbirine sürtünmesinden kaynaklanan aşındırıcı etki nedeniyle, plaka üzerindeki görüntü kısa sürede aşınmaktaydı.
Bu nedenle, doğrudan döner presler hiçbir zaman çok popüler olmamışlardır.


Soru: 1826’da dünyanın ilk fotoğrafını üreten Fransız bilim adamı kimdir?

Cevap: Fransız bir bilim adamı olan Joseph Niepce, 1826’da dünyanın ilk fotoğrafını üretti.


Soru: Louis Ducos du Hauron’un macenta, camgöbeği ve sarı renklerinde fotoğrafik olarak üretilmiş üç resmin üst üste bindirilmesiyle nesneleri doğal renklerinde yeniden üretme fikri hangi yılda olmuştur?

Cevap: 1868 yılında Louis Ducos du Hauron’un macenta, camgöbeği ve sarı renklerinde fotoğrafik olarak üretilmiş üç resmin üst üste bindirilmesiyle nesneleri doğal renklerinde yeniden üretme fikri olmuştur.


Soru: Fotoğrafla bir araya gelerek çağ atlayan litografide düz pres yönteminin yavaşlığı ve doğrudan döner baskının hızla aşınan plaka problemi hangi malzeme ile giderilmiştir?

Cevap: Ancak ofset aşaması olan kauçuk (blanket) silindirin sisteme dahil olmasıyla, hem bu iki sorun çözülmüş hem de ofset baskı adıyla tanıdığımız baskı tekniği ortaya çıkmıştır.


Soru: Mürekkepleme ünitesi hangi parçalardan parçalardan meydana gelir.

Cevap: Mürekkepleme ünitesi mürekkep haznesi, mürekkep hazne merdanesi,
sürücü merdanesi, transfer merdanesi gibi parçalardan meydana gelir.


Ünite 5

Soru: Serigrafinin temel prensibi nasıl açıklanabilir?

Cevap: Temel prensibi tahta veya metal bir kasnağa gerilerek tutturulmuş ipek kalıp ve bu kalıbın üzerine konulan boyanın el aletiyle veya makineyle basınç uygulanarak alttaki kumaş veya kağıt yüzeye aktarılması olan serigrafi, tam olarak bu nedenle ipek baskı veya elek baskı olarak da adlandırılır.


Soru: Şablon baskı tekniğinin ilk örnekleri nelerdir?

Cevap: Serigrafi baskı tekniği, baskı atölyesi ortamıyla, pozlandırma üniteleriyle, dijital baskıya hazırlık aşamalarıyla ve çeşitli kimyasal malzemeleriyle diğer geleneksel baskı tekniklerine kıyasla daha yeni bir teknik gibi görünse de aslında bir şablon baskı tekniğidir ve kökeni mağara duvarlarında bulunan şablon el baskılarına kadar dayanmaktadır. Burada kullanılan şablon, insan elinin kendisidir. Elini duvara koyarak üzerinden ağızdan püskürtülen boya ile el izini çıkartan insanlar, aslında şablon baskı tekniğini ilk kez kullananlardı.


Soru: Japonların kullandığı serigrafi teknikleri katagami ve katazomenin farkları nelerdir?

Cevap: Şablonlarla tek renkli veya çok renkli desenleri katagami adı verdikleri bu tekniği ile uygulamaya başlarlar. Elle şablon kesme tekniğine katagami, ipeğin
üzerine maskeleyerek boyanması tekniğine ise
katazome adı verilir.


Soru: 1910’larda insanların her boyuttaki kumaş ipliklerine baskı yapmasına izin veren süreçler nelerdir?

Cevap: 1910’larda Roy Beck, Charles Peter ve Edward Owens’ın kromik asit emülsiyonu ile denemeleri sonucu ışığa duyarlı kalıplar elde edilmeye başlandı. 1915’ten sonra, fotografik serigrafinin ilk kez öncülük edildiğinde, süreç tekstil baskısı için popüler hâle geldi ve insanların her boyuttaki kumaş ipliklerine baskı yapmasına izin verdi.


Soru: 1960’lı yıllarda serigrafinin sanat alanındaki kullanımı ile ilgili hangi sanatçılar ön plana çıkmıştır?

Cevap: Artan ilgiyle birlikte serigrafi, ABD ve Avrupa’daki sanatçılar için ciddi bir baskı tekniği olarak saygı görmeye devam etti. 1960’ların Pop Art hareketiyle birlikte, Amerika’dan Andy Warhol ve Robert Rauschenberg, Birleşik Krallık’tan Eduardo Paolozzi ve Joe Tilson gibi birçok sanatçı, sanatsal üretimlerinin bir parçası olarak serigrafi kullandığından, serigrafi baskı popülerlik kazanmaya devam etti. İngiltere’deki Kelpra Studio’dan Chris Prater, bu tekniği Paolozzi ve Richard Hamilton da dahil olmak üzere zamanın en etkili sanatçılarından bazılarına tanıtmasıyla tanınır. Bu sanatçılar, fotografik öğeleri elle çizilmiş kişisel şablonlarla birleştiren bir kolaj stratejisi geliştirerek bu tekniği çalışmalarında kullandılar.


Soru: 1980’lerden sonra serigrafi uygulamalarında iş güvenliği açısından tehlike arz eden durumlarla ilgili hangi gelişmeler yaşanmıştır?

Cevap: 1980’lerden itibaren ticari serigrafi yapan şirketler için iş güvenliği düzenlemeleri daha katı hâle geldikçe, üniversitelerde de baskı resim programları, yağ bazlı baskı mürekkeplerini eleklerden temizlemek için kullandıkları toksik petrol bazlı solventler kullanmanın sağlığa zararları konusunda endişelenmeye başladı. Sağlık ve çevresel tehlikeler konusundaki farkındalığın artması, su bazlı serigrafi mürekkeplerinin piyasaya sürülmesine yol açmıştır. 1990’ların sonlarında, su bazlı serigrafi mürekkeplerinin kalitesindeki gelişmeler, güzel sanatlar eğitimi veren kurum ve üniversitelerin serigrafi baskıyı yeniden canlandırmasın yardımcı oldu.


Soru: Çukur baskı tekniği kısaca nasıl açıklanır?

Cevap: Çukur baskı indirgeme yöntemiyle oyularak hazırlanan kalıplar için kullanılan bir terimdir, burada mürekkep kalıpta çukurda kalan yerlere dolar ve yumuşatılan kağıt çukurdaki mürekkebi toplar (örn. Gravür)


Soru: Serigrafi kalıbını hazırlarken kullanılan en basit yöntem hangisidir?

Cevap: Serigrafi kalıbını hazırlarken elekte örtülen yerler mürekkep geçişine izin vermeyerek baskı yüzeyine aktarılmayacaktır. Bu mantığa dayanarak kalıp hazırlamada farklı örtücü malzemeler kullanılabilir. Bunlardan en basiti eleğin altına elle kesilerek hazırlanan film tabakasının yerleştirilmesidir. Boş elek tamamen mürekkebi alta geçirir, ancak kalıbın altında kalan asetat şablon, mürekkebin baskı yapılacak yüzeye temasını engeller.


Soru: Fotografik pozlama ile renkli fotografik baskılar için baskı öncesi yapılması gerekenler nelerdir?

Cevap: Baskı öncesi aşamada bilgisayar ortamında basılmak istenen görsel CMYK renklerine ayrıştırılarak film çıktısı alınır, sonrasında bu dört ayrı filmin her biri 4 ayrı kalıpta pozlanır.


Soru: CTS ve DTS olarak kısaltılan yöntemlerin anlamı nedir?

Cevap: CTS (Computer to Screen) ve DTS (Direct to Screen) yöntemleri, yani doğrudan kalıp yöntemi, bilgisayarda hazırlanan görselin doğrudan kalıba yazdırılmasıdır. CTS bilgisayardan eleğe, DTS ise doğrudan eleğe anlamına gelir.


Soru: CTS yönteminin avantajı nelerdir?

Cevap: Bu yöntemle çok sayıda ve yüksek hızda hazırlanan kalıplar seri üretimi kusursuz ve hızlı hâle getirir.


Soru: Serigrafi baskıda elek sıklığının önemi nedir?

Cevap: Elek sıklığı ne kadar düşük olursa mürekkep miktarı o kadar çok olur, bu tekstil baskısı gibi uygulamalarda tercih edilen bir özelliktir. Yüksek sıklıkta elek ise yüzeye geçen mürekkep miktarı daha düşüktür ancak ince çizgiler veya ayrıntılı desenler gibi detaylı baskıların çoğaltımında daha iyi sonuç verir.


Soru: 110 elek sıklığının kullanım alanı nedir?

Cevap: Elle hazırlanan kalıplarda sanatsal kullanımda veya yine bazı plastisol mürekkeplerde tercih edilir. Kitaplarda kullanılan cilt bezi için kumaşın dokusuna bağlı olarak kullanımı mümkündür.


Soru: Rakle nedir ve serigrafide hangi amaçla kullanılır?

Cevap: Rakle, serigrafi tekniğinde kullanılan boya sıyırıcıdır. Manuel baskıda elle tutulan, otomatik baskılarda ise makineye bağlı olan rakle, eleğin üzerine koyulan mürekkebin sıyırılarak gözeneklerin açık olduğu yerden alttaki baskı yapılacak yüzeye geçmesini sağlar.


Soru: UV mürekkepler serigrafide hangi alanlarda kullanılır?

Cevap: UV mürekkepler daha çok sanayi tipi kullanımlarda tercih edilir. Ultraviyole ışıkta kürlenerek kurur. Bu tip mürekkepler tekstilin yanı sıra otomotiv, elektronik, bilgisayar, ulaşıma dair ürünlerin üretiminde olduğu gibi pek çok alanda karşımıza çıkar.


Soru: Emülsiyon çekme küreği nedir ve ne amaçla kullanılır?

Cevap: Boş ipek eleğin emülsiyon malzemesiyle kaplanması için kullanılan gereçtir. Mantık olarak rakleye benzer ancak farklı bir forma sahiptir. Bir kürek gibi emülsiyon malzemesini içinde tutar, elle biraz eğildiğinde ise akıcı emülsiyon sıvısının eşit ve homojen bir şekilde ve ince bir tabaka oluşturacak biçimde eleğe
sürülmesini sağlar.


Soru: Serigrafi tekniği Andy Warhol’un sanatıyla nasıl ilişkilendirilebilir?

Cevap: Warhol, popüler kültürün eleştirisini üretim üzerinden yapmış ve serigrafi bunun için eşsiz bir teknik olmuştur. Seri üretim ve tekrarı kullandığı imgelerle ve ünlü yıldızların portreleriyle pekiştirmiş, bu imgeleri kendi özgün diliyle birleştirmiş, serigrafi baskılarla çoğaltarak ve sanatı bir tüketim nesnesi hâline getirmiştir


Soru: Sanatçılar bir özgün baskı tekniği olarak serigrafiyi kullandıklarında her bir baskıyı imzalarken kullandıkları numaralandırmanın özelliği nedir?

Cevap: Sanatçılar bir özgün baskı tekniği olarak serigrafiyi kullandıklarında işlerini imzalarken aynı zamanda numaralandırırlar. Böylelikle kaç adet baskı yapıldığı belirtilmiş olur. İmzalarda baskı sırası genellikle 1/100, 2/100, 3/100 şeklinde yazılır. Bu örnekteki 100 rakamı toplam baskı adedini, bölü çizgisinin solunda kalan rakam ise o baskının kaçıncı baskı olduğunu gösterir. Bu numaralandırma imzanın bir parçası gibidir. Numaralandırmanın yanı sıra sanatçının adı soyadı/ imzası, yapım yılı ve kimi zaman işin adı da yer alır.


Soru: Serigrafide kullanılan mürekkeplerin çeşitliliği ve özellikleri nasıl açıklanabilir?

Cevap: Amacına bağlı olarak, hava koşullarına ve ışığa dayanıklı, şeffaf veya opak, parlak veya mat, kimyasallara dayanıklı, yıkanabilir veya elektriksel olarak iletken mürekkepler kullanılarak baskı yapılabilir. Bunların yanı sıra metalik, fosforlu, fosforesan (karanlıkta parlayan), sedefli, kazınabilir veya kokulu mürekkepler gibi özel efektli mürekkeplerle baskı yapmaya da uygundur.


Soru: Serigrafinin endüstride kullanım alanları nasıl sıralabilir?

Cevap: Serigrafi yalnızca teşhir, poster, gösteri kartları ve genel reklamları basmak için kullanılmaz; daha birçok başka şekilde de kullanılır. Mobilya üreticileri, yatak, masa, çocuk mobilyası vb. dekorasyon işlemlerinde serigrafi kullanır. Tekstil endüstrisi için, serigrafi vazgeçilmez olmuştur. Kilometrelerce uzunlukta kumaşlara baskı yapabilmek için büyük tesisler inşa edilmiştir. Abajurlar çay tepsileri, kilimler, kitap ceketleri, masa örtüleri, oyuncaklar, havlular, bardaklar ve peçeteler, aklınıza gelebilecek pek çok nesne bu teknikle süslenir, dekore edilir. Kravatlar, el çantaları, eşarplar ve tasarımla zenginleştirilebilen hemen hemen her şey serigraf işlemiyle üretilebilir.


Ünite 6

Soru: Görsel iletişim ve doğa neden birbirinden ayrı düşünülemez?

Cevap: Görsel iletişime dair çoğu ilke ve uygulama doğadan yola çıkarak, tasarıma adapte edilmiş fiziksel kurallarla yakın bir ilişkiye sahiptir. Örneğin
bir kompozisyonun dengesinden bahsedildiğinde,
boşluğun ya da elemanların görsel ağırlığının sayfa üzerinde yarattığı denge ya da dengesizlik hissi, bu
elemanları maddeleştirerek bir terazinin kefeleri
ne yerleştirdiğimizde ağırlık farklarının yaratacağı fiziksel dengeyle ilişkilidir.


Soru: Görsel iletişim alanında rengin kullanım amaçları nelerdir?

Cevap: Görsel iletişim alanında renk, bir tasarıma dinamizm kazandıran, izleyicinin dikkatini çeken ve belki de duygusal bir tepki ortaya çıkaran, mesajı iletmeye yardımcı olan en önemli görsel elemanlarından biridir. Renk, bir tasarımcı tarafından sayfadaki öğelerin düzenlenmesine yardımcı olmak ve gözü bir öğeden diğerine yönlendirmek veya görsel hiyerarşiyi düzenlemek için de kullanılır.


Soru: Renk çemberleri hangi durumlar için faydalı araçlardır?

Cevap: Renk çemberleri renklerin arasındaki ilişkileri anlamak, birbiri ile uyumlu renk armonileri kurmak, renk seçimleri yaparken birbirilerinin etkisini artırabilecek renkleri seçerken birbirinin etkisini zayıflatabilecek eşleşmelerden kaçınmak için faydalı araçlardır.


Soru: 12’li renk çemberinde birincil, ikincil ve üçüncül renkler hangileridir?

Cevap: 12’li renk çemberinde:
3 birincil (sarı, mavi, kırmızı)

3 ikincil (yeşil, mor, turuncu)

6 üçüncül (sarı-yeşil, mavi-yeşil, mavi-mor ve kırmızı-mor, kırmızı-turuncu, sarı-turuncu) olmak
üzere toplam 12 renk bulunur.


Soru: 12’li renk çemberinde sıcak ve soğuk renkler hangileridir?

Cevap: 12’li renk çemberinde:
3 birincil (sarı, mavi, kırmızı)

3 ikincil (yeşil, mor, turuncu)

6 üçüncül (sarı-yeşil, mavi-yeşil, mavi-mor ve kırmızı-mor, kırmızı-turuncu, sarı-turuncu) olmak
üzere toplam 12 renk bulunur.
Bu renklerden; yeşil, mavi-yeşil, mavi, mavi-mor, mor ve kırmızı-mor renkler soğuk renkler olarak
kabul edilirken; kırmızı, turuncu-kırmızı, turuncu, sarı-turuncu ve sarı sıcak renkler olarak kabul edilir.


Soru: Çıkarımsal renk metodunda ana renk olarak kabul edilen renkler hangileridir?

Cevap: Çıkarımsal renk metodu (pigment temelli) baskı ortamlarında kullanılır. Adını Cyan (mavi ya da camgöbeği), Magenta (macenta veya pembemsi kırmızı), Yellow (sarı) ve Key (siyah) renklerinin baş harflerinden alan CMYK sisteminde bu dört renk, ana renk kabul edilir ve diğer tüm renkler bu dördünün karışımı ile oluşturulur.


Soru: Toplamsal renk metoduna göre anarenkler ve renk birleşimleri nasıl oluşur?

Cevap: Toplamsal renk metoduna göre R-G-B (Kırmızı, Yeşil ve Mavi) üç ana renktir. Beyaz renk, bu üç ana rengin birleşiminden meydana gelir. Kırmızı ve yeşilin üst üste geldiği yerde sarı, kırmızı ve mavinin üst üste geldiği yerde macenta, mavi ve yeşilin üst üste geldiği yerde ise camgöbeği (cyan) oluşur.


Soru: ‘Renk Türü’ terimi neyi ifade etmektedir?

Cevap: Renk türü veya sadece ‘renk’, bir rengi diğerinden görsel olarak ayırt etmemize yardımcı olan, rengin benzersiz özelliğini ifade eder. Renkler farklı ışık dalga boyları tarafından oluşturulur. İngilizce ‘Hue’ olarak karşımıza çıkan renk türü/renk özü bir rengin spektrumdaki yerini ifade eder. Mavi, kırmızı, sarı gibi nitelendirmeler rengin bu niteliğini tanımlamak için kullanılır.


Soru: Kroma olarak da adlandırılan Doygunluk terimi neyi ifade eder?

Cevap: Doygunluk ya da kroma (İngilizce Saturation) ise bir rengin griye doğru canlılığını kaybederek nötrleştiği skalada saflık derecesini betimler. Doygun olmayan renkler grileşirken içinde grilik olmayan saf renkler doygun olarak nitelendirilir.


Soru: Dijital görüntüleme sistemlerinde Renk Yönetimi ne anlama gelmektedir?

Cevap: Renk yönetimine duyulan ihtiyacın sebebi, sürece dahil olan farklı görüntüleme ortamlarının çeşitliliğidir. Dijital görüntüleme sistemlerinde Renk Yönetimi, tarayıcılar, televizyon ekranları, dijital kameralar, ev ya da ofis tipi yazıcılar, bilgisayar monitörleri ya da ofset gibi endüstriyel baskı sistemleri arasında kontrollü bir renk iletişimi sağlamak anlamına gelir.


Soru: ICC renk profillerinin işlevi nedir?

Cevap: Renk yönetimi, tasarım ve üretim aşamasında kullanılan cihazlar arasında renk dönüşümlerinin yapılmasını, baskı sonucunun ekranda ve provada simüle edilmesini sağlar. Bunu gerçekleştirebilmesi için kullanılan cihazların okuyabildiği ya da üretebildiği renk evreninin (renk uzayının) sınırlarının bilinmesi gerekmektedir. ICC profilleri, cihazların renk evrenlerinin sınırlarını ortaya koymaya ve bunları sisteme tanıtmaya yarar.


Soru: Renk yönetiminde kalibrasyon ne anlama gelir?

Cevap: Kalibrasyon, tüm cihazların koordineli olması için ekipmanın önceden belirlenmiş değerlere ayarlanması anlamına gelmektedir. Örneğin, bilgisayarda yüzde 40 camgöbeği tonu değeri ayarlanırsa yazıcıda, provada veya kalıp oluşturucuda camgöbeği değeri de yüzde 40’a ayarlanır. Birçok cihaz kalibrasyon yazılımı veya araçlarıyla birlikte gelmektedir. Bir monitörü kalibre ettiğinizde, genellikle bir özelleştirme de yaparak monitör için bir ICC profili oluşturulur.


Soru: Baskıda spot renkler hangi amaçlarla kullanılır?

Cevap: Spot renk adı verilen ve çoğunuzun Pantone sistemi ile aşina olduğunuz renkler ise proses renklerden farklı olarak baskı öncesinde hazır karışımlar hâlinde bulunurlar. CMYK ile elde edilemeyen renkleri de içeren spot renkler tek başlarına ya da CMYK ile basılmış ürünlere ilave renk olarak kullanılabilmektedir.

Spot renklerin floresan, yaldız gibi CMYK ile elde edilemeyen renkleri üretmek dışında bir diğer kullanım amacı ise, renk sonucunun tekrarlanan baskılarda değişmeyeceğini garanti ediyor olmasıdır. Teknik koşullar, kalibrasyon hataları, teknisyenlerin uygulama yöntemleri gibi birçok etmen CMYK ile üretilen
baskılarda istenmeyen renk değişikliklerine neden olabilmektedir. Ancak spot renkler hazır karışımlar ol
dukları için bu renkler her baskıda aynı sonucu vermektedir.


Soru: Web uyumlu renklerin özellikleri nelerdir?

Cevap: Web uyumlu renkler, web sayfalarının tasarımında kullanım için güvenli kabul edilen, toplamda 216 renkten oluşan bir gruptur. Bu palet, bilgisayar monitörlerinin yalnızca 256 renk gösterebildiği ve zamanın önde gelen web tarayıcılarının renk paletlerine uyacak şekilde seçildiği zamanlarda ortaya çıkmıştır. Web uyumlu renk paleti, kırmızı, yeşil ve mavinin altı tonunun üretilmesine olanak tanımaktadır.


Soru: Otomatik tonlama aracının işlevi nedir?

Cevap: Bu araç, etkin olarak seçili olan katmandaki görselin en koyu piksellerini saf siyah olarak koyulaştırır, en açık piksellerini ise saf beyaz olarak aydınlatır ve aradaki diğer tüm ton değerlerini yeniden dağıtır. Ancak bunu kanal bazında (RGB) yapmaktadır, yani Kırmızı, Yeşil ve Mavi kanalların her biri ayrı kontrast ayarlamasına tabi tutulur.


Soru: Otomatik kontrast aracının işlevi nedir?

Cevap: Otomatik kontrastı seçtiğimizde, Photoshop üç renk kanalının tümünün bileşimine bakar (başka bir deyişle, üçünü de tek bir gri tonlamalı görüntü gibi ele alır) ve en koyu pikselleri saf siyah olarak koyulaştırırken en açık pikselleri saf beyaz olarak aydınlatır. Aradaki diğer tüm ton değerlerini ise yeniden dağıtır.
Sonuç, iyileştirilmiş genel kontrasta (karşıtlığa) sahip bir görüntüdür.


Soru: Otomatik renk aracının işlevi nedir?

Cevap: Otomatik Renk, Otomatik Tonlama seçeneğine benzer. Kanal bazında en koyu pikselleri koyulaştırarak siyaha ve en açık pikselleri beyaza çevirirken Kırmızı, Yeşil ve Mavi kanallar birbirinden bağımsız ve ayrı ayrı etkilenir. Ancak Otomatik Renk Otomatik Tonlama’dan bir adım daha ileri gitmektedir. Aradaki diğer
tüm ton değerlerini basitçe yeniden dağıtmak yerine, görüntüdeki orta tonları nötrleştirerek istenmeyen
renk tonlarını düzeltmeye çalışır.


Soru: Parlaklık/Kontrast ayarının işlevi nelerdir?

Cevap: Fazla parlak ya da fazla karanlık olan görüntüleri Parlaklık / Kontrast ayarlarını kullanarak düzeltmek mümkündür. Parlaklık ve kontrast ayarı, fotoğrafların renk ve ışık düzeltmelerinde en sık yararlanılan araçlardan biridir. Parlaklık yükseltildiğinde, görselin genel aydınlık seviyesi artarken, parlaklık azaltıldığında görselin tümünde genel bir aydınlık azalması yaşanır. Başka bir deyişle görüntü daha karanlık bir hâl alır. Kontrast ayarı ise görsellerin aydınlık ve karanlık alanları arasındaki farkı artırmaya ya da azaltmaya yaramaktadır. Bir görselin kontrastlığını arttırmak; o görseldeki aydınlık alanları daha aydınlık, karanlık alanları ise daha karanlık bir duruma getirir. Görselin kontrastlığını azaltmak ise, aydınlık ve karanlık alanların farkını azaltır ve bu alanları değer (valör) olarak birbirine yakınlaştırır.


Soru: Ton / Doygunluk ayarının işlevi nelerdir?

Cevap: Ton / Doygunluk aracını kullanarak, fotoğraf ya da illüstrasyon gibi görsellerin renklerini daha doygun ya da daha soluk hale getirmek ve renkleri değiştirmek mümkündür. Araçta bulunan ilk ayar olan Ton, görseldeki tüm renkleri aynı anda değiştirmeye yaramaktadır.

Doygunluk ayarı yükseltilerek (sıfır olan doygunluk ayarı sağa doğru sürüklenip, pozitif değerlere getirilerek) görseldeki renkler daha canlı görünürken, bu ayar tamamen kısıldığında (sola doğru sürükleyip -100 değerine ulaşıldığında) görsel siyah – beyaz ya da gri tonlamalı bir hâl alacaktır.


Soru: Ters Çevir aracının işlevi nedir?

Cevap: Ters Çevir aracı, bir görselin renklerini tek komutla negatif oluşturacak şekilde tersine çevirmeyi sağlar. Bu araç uygulandığı görseldeki renklerin tümünü renk çemberindeki karşıt rengine çevirir


Ünite 7

Soru: Kağıdın icadından önce kağıdın icat edilmesine öncülük eden unsurlar nelerdir?

Cevap: Kağıdın icadından önce kağıdın icat edilmesine öncülük eden birçok unsurlar vardır. İnsanoğlunun iletişimsel olarak kullandığı ve ortaya çıkardığı farklı iletişim dili, yazı, işaret ve semboller; taşlara, kayalara, ağaç kabuklarına, değişik hayvan kemikleri, deri ve bitkiler üzerine vb. belge türü olarak kazınmış, boyanmış ve kullanılmıştır.


Soru: Kağıdın sanat ve tasarım alanındaki özel ayrıcalığı nedir?

Cevap: Kağıdın sanat ve tasarım alanında özel bir ayrıcalığı vardır. Kağıt, estetik ve işlevselliğin bir arada kullanıldığı, biçimsel öğelerin yaratımı ile çekici nesne konumuna ulaşmıştır.


Soru: Kağıdın keşfinden önce kayıt altına alma ve yazınsal iletişimde kullanılan malzemeler nelerdir?

Cevap: Kağıdın keşfinden önce kayıt altına alma ve yazınsal iletişimde birçok malzeme kullanılmıştır.
Kayalar, taşlar, kil tabletler, çömlekler ve ağaç kabukları, kaplumbağa kabuğu, hayvan kemikleri ve deri üzerine yazılar kazınarak oyulmaktadır.


Soru: M.S 105 yılında bitkisel liflerden elde edilen ilk kağıt kim tarafından bulunmuştur?

Cevap: M.S 105 yılında bitkisel liflerden elde edilen ilk kağıt Tsai Lun adında Çin İmparatorluğu Tarım
Bakanlığında çalışan bir saray memuru tarafından bulunmuştur


Soru: Bugün kağıt yapımında temel alınan esaslar nelerdir?

Cevap: Ham madde olarak dut ağacı kabuğunun lifleri, keten lifleri, paçavra ve balık ağı artıkları uzun kaynatma, dibeklerde dövme işlemi sonunda lif hamuru haline getirilir, bambudan yapılmış bir elekle bir miktar hamur alınır ve suyu süzüldükten sonra keçeler üstüne serilip kurutulur. Bu şekilde elde edilen kağıtların yüzlerine jelatin püskürtülür ve parlak taşlarla parlatılır. Bugün bile kağıt yapımında bu temel esaslar aynıdır.


Soru: Eski çağlarda kullanılan kağıdı türleri nelerdir?

Cevap: Eski çağlarda Mısır’da papirüs, Avrupa’da koyun derisi, Çin’de ise ipek kağıt, defter için kullanılan
ipek kumaş ve Tsai Lun kağıdı türleri bulunmaktadır.


Soru: Mısır’a özgü olan papirüs kağıdının üretim aşaması nasıl gerçekleşmektedir?

Cevap: İnce şeritler halinde kesilen papirüs sapı üst üste konarak bir araya getiriliyordu. Bu papirüs
sapları dikey konumda iki kat olarak üst üste getirilerek esnek ve düz bir düzey oluşturuluyordu.
Ortaya çıkan bu malzeme parlatılmadan önce baskıyla kurutuluyordu. Sonrasında nişasta hamuruyla
üst üste getirilen bu katmalanlar yapıştırılıp birkaç metre uzunluğunda bir rulo elde edilerek kağıt
yapılıyordu


Soru: Türkiye’de ise ilk kağıt fabrikası nerede kurulmuştur?

Cevap: Türkiye’de ise ilk kağıt fabrikası 1453 yılında İstanbul’da Kağıthane’de kurulmuş olup, Çinlilerin üretim tekniğine benzer elle imalat yapımı uygulanmıştır.


Soru: İslam dünyasında ve Doğu Türkistan şehirlerinde imal edilen kağıt ile Çin’de imal edilen kağıt arasındaki farklılıklar nelerdir?

Cevap: İslam dünyasında ve Doğu Türkistan şehirlerinde imal edilen kağıt ile Çin’de imal edilen kağıt arasında çok büyük fark vardır. Bu farklılık, kullanılacak olan diğer yazı malzemesinin cinsine göre, yani fırça veya kaleme göre, ortaya çıkmaktadır. Şöyle ki Çin’de imal edilen kağıtlar ince böğürtlen elyafından yapıldığı için yumuşak, kolay bükülebilen cinstendirler, şeffaftırlar. Yazı malzemesi olarak kullanılan fırça bu tür kağıdın üzerinde adeta uçar, dans eder. Ardında bıraktığı izler, Uzakdoğu hat sanatının birer şaheseridir. Zaten bu tür kağıdın özelliği resim ve hat sanatını icra etmeye uygun olmasıdır. Bu yüzden bu kağıtların arkalarına bir şey yazılmaz, boştur”


Soru: Kağıt yapımındaki temel unsurlar ve bir kağıdın özelliklerini belirleyen en önemli unsur nedir?

Cevap: Kağıt yapımında üç temel unsur bulunur: Su, enerji, selüloz lifleri. Bir kağıdın özelliklerini belirleyen
en önemli unsur ise ağacın içindeki lif yapısıdır.


Soru: Mekanik yolla ve kimyasal yolla üretilen kağıt hamuru üretme biçimlerinin avantaj ve dezavantajları nelerdir?

Cevap: En kolay ve ekonomik kağıt hamuru üretme biçimi, mekanik yöntemdir. Bu yöntemle üretilen kağıt hamuru dayanıksız ve kısa ömürlü olmasına karşın, yüksek bir yoğunluğa ve emiciliğe sahiptir. Maliyeti düşüktür. Kimyasal yolla üretilen kağıt yüksek kaliteli, daha dayanıklı, parlak ve uzun ömürlüdür. Buna karşın kimyasal yöntemle üretilen kağıt üretiminin maliyeti çok yüksektir


Soru: Kağıt ile ilgili gözetilecek kriterler nelerdir?

Cevap: Kağıt ile ilgili gözetilecek birçok kriter vardır. Bu kriterleri altı başlık altında açıklamak mümkündür:
Kağıdın Türü, Kağıdın Rengi, Kağıdın Parlaklığı, Kağıdın Opaklığı, Kağıdın Su Yönü, Kağıdın Ağırlığı ve
Kağıdın Ebadı’dır.


Soru: Kağıdın temel özellikleri nelerdir?

Cevap: Kağıdın beş temel özelliği bulunmaktadır: Doku, Gramaj (ağırlık), Yoğunluk, Renk ve Yüzey’dir.


Soru: Kağıt üretiminde kulanılan bitkisel ve yardımcı hammaddeler nelerdir?

Cevap: Kağıt üretiminde bitkisel ham madde olarak ladin, köknar, çam, kayın, kavak, okaliptüs, saman, kendir, jüt, kamış gibi ağaçlar kullanılır. Bitkisel hammaddelerin yanında kağıda dolgunluk kazandıran kaolin, rengini beyazlatmak için çamaşır suyu (sodyum hipoklorit), talk, tebeşir, kalsiyum sülfat, kalsiyum karbonat, magnezyum karbonat gibi dolgu maddeleri ile çeşitli tutkallar, reçineler, parafin, nişasta ve kazein gibi hammaddeler kağıt yapımında kullanılır.


Soru: Baskı amacıyla kullanılan ve yaygın olarak üretilen kağıt türleri nelerdir?

Cevap: I. Hamur Kağıt, II. Hamur Kağıt, III. Hamur Kağıt, Kuşe (Parlak) Kağıt, Bristol, Aydınger Kağıt, Pelür ve Kartonlar’dır.


Soru: Kağıdın özellikle e-dergi tasarımlarındaki sayfa geçişlerinde Skemorfik bir tasarım olarak kullanılması kağıdın hangi özelliğine vurgu yapmaktadır?

Cevap: Kağıt sadece manuel görsel bir nesne değil, aynı zamanda fonetik bir nesne konumundadır. Özellikle
e-dergi tasarımlarında sayfa geçişlerinde (Skemorfik tasarım) kullanılmaktadır.


Soru: Kağıt tabakalarının bölünerek her bir birimi oluşturduğu formanın kısımları nelerdir?

Cevap: Formanın Kısımları; Sırt, Ağız, Baş ve Etek’dir. Bir kitabın herhangi bir yöntem ile birleştirilmiş olan kenarına sırt, sırtın karşısındaki kenara ağız, Üst taraftaki kenara baş ve alt taraftaki kenara da etek denir.


Soru: Istaka nasıl tanımlanmaktadır?

Cevap: Istaka, Cilt sırtını yuvarlattıktan sonra düzeltmeye yarayan içbükey olarak oyulmuş uçlarıyla tahta
veya kemikten yapılmış bir katlama aletidir


Soru: Basılı tabakaların formalar hâlinde toplanmasıyla elde edilen ciltleme işlemindeki aşamalar nelerdir?

Cevap: Basılı tabakaların formalar hâlinde toplanmasıyla ciltleme işleminde şu aşamalar takip edilir: Katlama, Sıralama, Harmanlama ve Ciltleme’dir.


Soru: Dijital tasarım sonrası ciltleme sistemlerinde en yaygın kullanılan yöntemler hangileridir?

Cevap: Tel dikişli cilt, İplik dikişli cilt, Amerikan cilt (Sıcak tutkallama) ve Spiral cilt (Mekanik ciltleme)’dir.


Ünite 8

Soru: Grafik tasarımın temeli görsel ve tipografi dışında hangi unsurlardan oluşmaktadır?

Cevap: Grafik tasarımın temelini görsel ve tipografiye ek olarak, dijital ortam, hareket ve etkileşim oluşturmaktadır.


Soru: Alansal Çözünürlük nasıl tanımlanmaktadır?

Cevap: Temel olarak dijital bir görüntünün çözünürlüğü, piksel sayısıya göre belirlenir. Buna alansal çözünürlük denir.


Soru: Vektör Görüntülerin Raster Görüntülerden farkı nedir?

Cevap: Vektör görüntüler piksellere dayalı olmadığından, çözünürlükten bağımsızdırlar ve bu da onları
sonsuz ölçeklenebilir kılar. Boyutları ne olursa olsun, çizgileri keskindir, kalite veya ayrıntıda herhangi bir kayıp yoktur. Çizgiler ve bağlantı noktalarından oluşan matematiksel yapısından dolayı
dosyaların boyutu nispeten küçüktür. Kolay taşınabilir olduklarından ve masaüstü yayıncılık programlarından değiştirilemedikleri için kurumsal logolar ve diğer grafikler için kullanılırlar


Soru: Raster ve vektör görüntü dosyaları arasındaki farklılık hangi başlıklar altında incelenebilir?

Cevap: Raster ve vektör görüntü dosyaları, farklı yapılarından dolayı farklı ürün ve kullanımlar için uygundur. Bu iki görüntü biçiminin arasındaki farklılık çözünürlük, kullanım alanı ve dosya boyutları üzerinden ele alınabilir


Soru: Yerel dosya türleri ile görüntü dosyası türleri arasındaki fark göz önünde bulundurulduğunda, yerel dosya türüne hangi format örnek olarak gösterilebilir?

Cevap: Yerel dosya türleri ile görüntü dosyası türleri arasında bir fark olduğunu anlamak önemlidir. Yerel dosya türüne bir örnek, Photoshop Belgesi anlamına gelen PSD’dir.


Soru: Raster görüntü formatları ile ilgili temel özellikler nelerdir?

Cevap: Raster görüntü formatları ile ilgili iki temel özellik bulunmaktadır. Bunlardan ilki renk modeli ve derinliği, ikinci özellik ise görüntünün kayıplı ya da kayıpsız olduğudur.


Soru: Raster görüntü formatlarının MacOS işletim sistemindeki dosya isimleri nelerdir?

Cevap: Raster görüntü formatlarının MacOS işletim sistemindeki dosya isimleri PNG, JPEG, HEIF/HEIC, TIFF ve GIF’dir.


Soru: Nesil kaybı nasıl tanımlanmaktadır?

Cevap: Nesil kaybı, verilerin sonraki kopyaları veya kod dönüştürmeleri arasındaki kalite kaybıdır.


Soru: Birleştirilmiş görüntü dosya formatlarından en yaygın kullanıma sahip olanı EPS formatı nasıl tanımlanmaktadır?

Cevap: EPS, Encapsulated PostScript anlamına gelen, genellikle profesyonel ve yüksek kaliteli görüntü
baskısı için gerekli olan bir dosya biçimidir.


Soru: Orijinal olarak Apple Inc. tarafından geliştirilen, dosya uzantıları “ttf” kısaltması ile belirtilen, ikinci dereceden Bezier eğrileriyle tanımlanan hâlen yaygın olarak tercih edilen ve tüm büyük işletim sistemlerinde kullanılan font sistemi hangisidir?

Cevap: TrueType font sistemidir.


Soru: Vektör fontların evriminde öne çıkan fontlar hangileridir?

Cevap: Vektör fontların evriminde öne çıkanlar PostScript Type 1 ve Type 3, TrueType ve OpenType fontlardır.


Soru: Video codec bileşeni nasıl tanımlanmaktadır?

Cevap: Video codec bileşeni, dijital videoyu sıkıştıran ve açan bir yazılım veya donanımdır. Video sıkıştırma bağlamında, kodek, kodlayıcı ve kod çözücünün bir portmantosu iken, yalnızca sıkıştıran bir cihaza tipik olarak kodlayıcı denir ve yalnızca sıkıştırmayı açan bir kod çözücüdür.


Soru: Dijital grafik tasarım içeriklerinin en temelde hizmet ettiği amaçlar nasıl sıralanır?

Cevap: Dijital grafik tasarım içerikleri en temelde üç amaca hizmet eder:Tanıtmak, Bilgilendirmek, Eğitmek’tir.


Soru: Dijital grafik tasarım ürünlerinin en yaygın kullanılanları hangileridir?

Cevap: Dijital grafik tasarım ürünlerinden yaygın olarak kullanılanlar arasında web tasarımı, açılış sayfası tasarımı, uygulama tasarımı, uygulama simgesi ve ikon tasarımı, bilgigrafi tasarımı, e-posta tasarımı, banner tasarımı, sosyal medya sayfa ve reklamı tasarımı, e-kitaplar yer almaktadır.


Soru: Dijital grafik tasarım türlerinden biri olan Bilgigrafiler nasıl tanımlanır?

Cevap: Bilgigrafiler, ilgi çekici grafiklerle sunulan, bir konuyla ilgili verilerdir.


Soru: Geleneksel grafik tasarım ürünlerinin süreçleri nelerden oluşmaktadır?

Cevap: Geleneksel grafik tasarım ürünlerinde genellikle, fikir, araştırma, taslak, test ve final ürün olarak sıralanabilecek beş aşamalı bir süreç bulunmaktadır


Soru: Dijital tasarım süreci aşamalarından Mock-up tasarımın hangi aşamasını ifade eder?

Cevap: Mock-up: Ürünün vizyonlarını deneyimlenmesini sağlayan aşamadır


Soru: Dijital baskı ile analog yöntemler arasındaki en büyük fark nedir?

Cevap: Dijital baskı ile litografi, fleksografi, gravür ve tipo baskı gibi analog yöntemler arasındaki en büyük fark, dijital baskıda kalıp bulunmaması ve hâliyle baskı kalıbını değiştirmeye gerek olmamasıdır.


Soru: Bir mürekkep püskürtmeli yazıcıyı oluşturan parçalar nelerdir?

Cevap: Bir mürekkep püskürtmeli yazıcı, bir yazıcı kafası, mürekkep kartuşları, kağıt besleme tertibatı, kayış ve sabitleyici çubuktan oluşur.


Soru: Mürekkep püskürtmeli yazıcılar ile lazer yazıcılar arasındaki en temel fark hangisidir?

Cevap: Mürekkep püskürtmeli ve lazer yazıcıların derinlemesine bir karşılaştırması, lazer yazıcıların yüksek kaliteli, hacimli bir yazıcı için ideal seçim olduğunu, mürekkep püskürtmeli yazıcıların ise geniş formatlı yazıcılara ve ev birimlerine odaklanma eğiliminde olduğunu göstermektedir.